Beşinci Dünya Su Forumundan önce Forumun temasal,
politik ve bölgesel koordinasyonlarını belirlemek üzere
birkaç hazırlık toplantısı yapıldı. Türk Kadınları Su
Koalisyonu Forumdaki rolünü belirlemek üzere iki defa
buluştu.
Forumda
tartışılacak olan temaları, konuları ve hedefleri
belirlemek üzere birkaç kere tüm paydaşların da
katıldığı toplantılar yapıldı.
Nihai
deklarasyona bağlı olarak yayınlanacak olan taslak
Bakanlık deklarasyonu ve İstanbul Su Strateji Rehberini
görüşmek üzere dört hazırlık toplantısı yapıldı.
Parlamenterler Kasım 2008 yılında Fransa’nın Strasburg
şehrinde Su Parlamentosu Forumu için gündemlerini
belirlemek üzere toplandılar. Yerel yöneticiler İstanbul
Su Anlaşmasını hazırlamak için Kasım 2008’de İstanbul,
Türkiye’de toplanan Birleşmiş Şehirler ve Yerel
Yönetimler Dünya Konseyi’de olmak üzere birkaç kere
toplandılar.
Forumun dört
bölgesi (Afrika, Amerika, Asya-Pasifik ve Avrupa) ve üç
alt bölgesi (Türkiye içi ve civarı, Akdeniz ve Orta Doğu
ve Kuzey Afrika ve Arap ülkeleri) Foruma hazırlanmak
amacı ile toplantılar düzenlediler ve Bakanlar
deklarasyonudna yayınlanabilecek konuları belirlediler.
BM tarafından
düzenlenmiş olan Uluslararası Sanitasyon Yılının hedefi
BKH’nin sanitasyon bilinçliliğinin artırılması ve bu
yönde ilerlemenin hızlandırılmasıydı. Yılın Eylem
Plan’ının kapsamı bilinçliliği artıracak etkinlikler,
yayınların yayımlanması ve güncelleştirilmesi, taahhüt
ve ulaşılabilirliliğin denetimi, uygulamanın
ilerletilmesi, kapasitenin güçlendirilmesi ve
maliyetlerin ve faydaların değerlendirilmesiydi.
. oturumu,
.
oturumunun su ve sanitasyon kararlarının uygulanmasını
inceledi. Temsilciler şu andaki durum ışığında
Afrika’nın su ve sanitasyon ile ilgili BKH ne ancak 2076
yılında ulaşacağını tespit ettiler.
.
oturumunun SGDZ kararlarının uygulanması yavaş oldu ve
özellikle yoksullar arasında değişimi gözlemlemek için
delil teşkil edecek araçlar eksikti. Temsilciler
altyapıyı iyileştirmek ve olanı muhafaza edebilmek için
yatırımı teşvik ettiler. Temsilciler aynı zamanda
kapasite artırımı, iyi idareyi teşvik, sınır aşan
sularda yönetim ve finansal yardımın özellikle de Afrika
için hayati önemi üzerinde durdular.
Japonya’nın Toyako şehrinde Haziran 2008
yılında toplanan Zirvede, G8 ülkelerinin liderleri Evian
Su Eylem Planını 2009 G8 Zirvesinden önce inceleyerek,
bu planı yürürlüğe koymak için tekrardan faaliyete
geçmeyi öngördüler. Ayrıca liderler Aşağı Sahra Afrika
ve Asya-Pasifik üzerinde odaklanarak ESKY ve “İyi Su
Yönetimi”ni teşvik etmek için mutabık kaldılar.
Kullanılacak yöntemler ise şunlardır: sınır aşan su
havzaları ile ilgili uluslararası organizasyonları
güçlendirmek, su ile ilgili ekspertiz ve teknolojileri
gelişmekte olan ülkelerle paylaşmak, su ile ilgili
inisiyatifler almak için kapasite artırım çalışmalarını
desteklemek, bilgi toplanması ve kullanılmasını ve iklim
değişikliğine adaptasyon temin etmek.
Eski Sovyetler Birliği lideri Mikhael
Gorbachev eşliğinde, Şubat 2009 yılında Brüksel, Belçika
daki Avrupa Parlamentosunda toplanan Dünya Politik
Forumu, Avrupa Parlamenterler Birliği ve Avrupa Su
Politikaları Araştırma Enstitüsü, su ile ilgili
sorunların İklim Değişimi ile ilgili Kiyoto Protokol’unu
takiben başka bir anlaşmada değerlendirilmesi için bir
girişimde bulundu. Katılımcılar bir Dünya Su Protokolü
Bildirisi hazırlanması için teklifte bulundular.
Bildirinin konusu anlaşmazlıkların önlenmesi, herkese su
hakkının verilmesinin teşviki ve dünya su kaynaklarının
gelecek nesiller içinde korunmasıdır.
Şubat 2009 yılında
Muscat, Umman’da yapılan G77 Bakanlarının katıldığı
toplantıda Muscat Su Deklarasyonu kabul edildi. Taraflar
arasında deklarasyona göre Güney-Güney arası bilimsel,
teknolojik ve bilgisel değiş-tokuşun iyileştirilmesinin
önemi vurgulandı, BM’ye ilgili araştırmaları desteklemek
ile ilgili önemli görevler düştüğü vurgulandı,
bio-teknolojinin yoksulluğu azaltmak için yüksek
potansiyeli olduğu belirtti bu teknolojilerin daha iyi
anlaşılması gerektiği vurgulandı. Taraflar yıllık
toplantıları gerektiğince yapmak üzere anlaştılar.
. BMÇP
Yönetim Kurulu Oturumu/Küresel Bakanlık Çevre Forumu’nda
da göz önüne alınmış konular tartışıldı. Su üzerine
katılımcıların tavsiyeleri şunlar idi: hem su hem de
çevre kaynaklarının yönetimi ve korunmasında kadının
yerinin merkezi oluşunun kabul edilmesi; su ve çevre
yönetim politikaları ve stratejilerinin cinsiyet
farklılığına saygı duyması ve özellikle dikkatin
cinsiyet ve cinsiyet-ayrıştırılmış verilerin toplanması
ve çok taraflı milli politikaların uygulanabilirliğinin
takip edilmesi için cinsiyet göstergelerinin
geliştirilmesi.
5. Dünya Su Forum’unu,
’u Genel Sekreteri Oktay Tabasaran 16 Mart
Pazartesi günü açtı. Sayın Tabasaran, Forum’un acil
derecede önemli olan verimli su kullanımı amacını
görüşmek ve aynı zamanda yerel su yönetimi, ekonomik ve
insani ve Binyıllık Kalkınma Hedeflerinin (BKH)
tartışılacağı bir buluşma yeri olacağını belirtti.
Dünya Su
Konseyi (DSK) Başkanı Loïc Fauchon suya erişimin acil
olarak ele alınması gereken bir konu olduğunu bildirdi.
Başkan, politik iradenin uyumlu su paylaşımı konusunda
önemini belirtti ve verimli su yönetimi gereksinimi, en
yoksul insanların korunmasını ve sanal su ilkesinin de
çok önemli konular olduğunu iletti.
İstanbul
Belediye Başkanı Kadir Topbaş, şehre gelen katılımcıları
karşıladı. Sayın Topbaş, şehirlerin başlıca su
kaynakları tüketicileri olduğunu ve yerel yönetimlerin
doğal kaynakları korumaları ve uzun vadeli su
güvenliğini korumak konularında çok önemli bir rol
oynadıklarını belirtti.
Türkiye
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, barış ve dengeye
ancak su kaynaklarının adil bir şekilde bölünmesi ile
ulaşılabileceğini vurguladı. Forum’un amacının “herkes
için kaliteli su” sağlamak olduğunu açıkladı. Suyun
kalkınma için kritik olduğunu ve büyük altyapı
projelerinin Türkiye’de su güvenliğini temin etmede
önemini ve Afrika daki kuraklığın da konuşulması
gerektiğini not etti.
Meksika
Ulusal Su Komisyonu Genel Müdürü José Luis Luege
Tamargo, Meksika Cumhurbaşkanı Felipe Calderón adına
Meksiko şehrindeki 4. Dünya Su Forumu’ndan sonra
başlatılan su yönetimi, iklim değişikliği ve altyapı
projelerini açıkladı.
BM Genel
Sekreteri Yardımcısı Sha Zukang, BM Genel Sekreteri Ban
Ki-moon adına Dünya Su Forumu’nun değerini politik
toplumla sivil toplum arasındaki diyalogu kolaylaştırmak
olarak belirledi. Sayın Zukang Forumda dört stratejik
alanın üzerinde durulmasını teklif etti. Bu alanlar
şunlardır: su ve iklim değişikliği arasındaki
bağlantının vurgulanması; finansal kaynaklar desteği ile
insan ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesi;
uygulanabilirlik kapasitesi artırmak için afet riskinin
azaltılması ve sınırları aşan su yönetiminde
işbirliğinin öneminin anlaşılmasıdır.
Fas
Başbakanı Abbas El Fassi, Forum’un 2008 Dünya Yiyecek
Güvenliği ile ilgili olan üst düzeydeki konferansı takip
ettiğine işaret etti, ve Forum’un 2012 sonrası iklim
değişimi rejiminden sonra gelen 2009 BM müzakerelerine
ön ayak olması gerektiğini bildirdi. Sayın El Fassi
Forumu şu andaki uluslararası finansal kriz sürecinde
değerlendirdi.
Japon
Veliaht Prensi Naruhito, bakanlık düzeyi diyalogların ve
bölgesel zirvelerin işbirliğini teşvik etmekteki rolünü
anlattı. Sayın Naruhito, su sektöründe finansmanın
önemine, su ve iklim değişimi arasındaki bağa, BKH’yi
gerçekleştirmek için su ile ilgili sorunların çözülmesi
gerektiğine ve BM-Su’yun kapasite artırımı ve denetimde
olan rolünü açıkladı.
Türkiye
Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı, Abdullah Gül,
“farklılıkların suda yaklaştırılması” temasına değinerek
Forum’un su yönetimini iyileştirmek için yapılan
işbirliği çabalarını bir ileriki kademeye ilerletme
imkanı taşıdığını söyledi. Su ile ilgili konuların
sadece teknik değil aynı zamanda politik önemi olan
konular olduğunu da sözlerine ekledi.
Kapanışta
21 ülkeden gelen çocuk temsilciler sahne alarak kültürel
işbirliğini sembolize ettiler. Daha sonra ise Hazar ve
Doğu Akdeniz bölgelerindeki 23 farklı ülkeden gelen
müzisyenlerden oluşan Tefken Filarmoni Orkestrası sahne
aldı.
DSK
Yönetim Kurulu üyesi, İrfan Aker Türkiye’nin Başbakanı
adına, basın kuruluşlarının temsilcilerine ulusal ve
uluslararası su meselelerini kapsadıkları için onları
onurlandıran Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Su Ödülü’nü
takdim etti. Uluslararası ödül, Uluslararası Su
Medyasından Alison Bartle’ye verildi. Ulusal ödüller
(Anadolu Ajansı’ndan) Özgür Çoban, (Kanal 24’ten) Özgür
Yıldırım, (Zaman Günlük Gazetesi’nden) Gürhan Savgı, ve
NTV’de yayınlanan Yeşil Ekren Programı’ndan (Erman
Yerdelen tarafından) kabul edildi.
Başbakan El Fassi su
kaynaklarının yönetimi ve geliştirilmesi için işbirliği
ve dayanışma alanlarında verilecek olan Kral II. Hasan
Büyük Dünya Su Ödülünü tanıttı. Su ve Çevre İşleri’nden
sorumlu Fas Devlet Bakanı, Abdelkébir Zahoud, ödülü Arap
Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu Genel Müdürü Abdulatif
Yousef Al-Hamad’a takdim etti.
Pazartesi
öğleden sonra, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim, ve
Kültürel İşbirliği Örgütü Genel Müdürü Koichiro
Matsuura, “Değişen bir dünyada su adlı” Üçüncü Dünya Su
Kalkınma Raporu (DSKR-3) sürecini başlattı. Sayın
Matsuura, raporun gelecekteki su sorunlarını ele alan
ana mesajlarını şöyle belirledi:
Tacikistan Cumhurbaşkanı Emomali Rahmon, Raporun
politika belirleyenlere su idaresi ile ilgili en son
gelişmeleri ve teknolojileri uygulamada yardımcı
olacağını belirtti. Brezilya’nın Başkan Yardımcısı
Narcio-Rodrigues de Silveria bu sorunları ele almak
üzere hemen bir “Dünya Su Parlamentosu” kurulmasını
teklif etti. Ulusal ve yerel politika yapanlar, BMyi
temsil eden örgütler ve kalkınmayı temsil eden örgütler
ve diğer konuşmacılar DSKR-3ü su kaynakları yönetiminin
sürdürülebilirliği için memnuniyetle karşıladılar.
Rapor’un su odaklı bir temadan su kaynaklarının
tüketimini açıklayan dış etkenleri açıklayan bir eğilime
yöneldiğini ve ülkeler arası sektörler arası ve
paydaşlar arası işbirliğini teşvik ettiğini açıkladılar.
YÜKSEK-DÜZEYDE OTURUMLAR
Salı ve
Cuma günleri arasında beş tane yüksek düzeyde oturum
toplandı. Bu oturumlar şu konuları ele aldı: su ve
afetler; finansman; su, yiyecek ve enerji; sanitasyon;
ve adaptasyon. Aşağıda bu oturumlardan üçü
anlatılmaktadır.
SU VE
AFETLER: Salı sabahı Japonya Veliaht Prensi Su ve
Afetler ile ilgili üst-düzey oturumu tanıtmak üzere sözü
aldı. Prens geçmiş tecrübelerden ders alınması gerektiği
ve suyun iyi yönetimi için yaratıcılık ve işbirliğine
dayalı bir görüş geliştirilmesi gerektiğini önemle
vurguladı.
Üç
katılımcı oturumu açtı. Bunu takiben BM İnsani İşler
Genel Sekreter Yardımcısı Margareta Wahlström ve Dünya
Ekonomik Forumu Su Güvenliği ile ilgili Küresel Gündem
Başkanı Margaret Catley-Carlson iki ayrı oturumu
yönetti.
Oturumu
açan DSK Başkanı, Loïc Fauchon 2005-2015 Hyogo Eylem
için Çerçeve Anlaşmasında “acilen ele alınması gereken
konuları” belirledi. Bu konular arasında kalkınma
planlarında afetlerin azaltılması için risk azaltıcı
tedbirlerin alınması ve iklim değişikliğine adaptasyon
için tedbirlerin alınması öngörüldü. Kore Başbakanı Han
Seung-soo, küresel esnekliği artırmak için stratejilere
değindi. Bunu yapabilmek için Sayın Seung-soo şunları
önerdi: hidrolojik bilgilerin paylaşımı, uygun politik
ve hukuki taslakların oluşturulması. BM Genel Sekreteri
Yardımcısı Sha Zukang, BM örgütlerini savunmasız
ülkelere ulusal afet planları yapıp yürütmek konusunda
yaptıkları yardımlardan dolayı övdü.
Oturum
konuşmalarında, oturumcular afete cevap verme ve afeti
önlemenin birbirini tamamlayıcı etkinlikler olduğunu
anlattı. Oturumculara ayrıca reaktif bir afet önleme
yönetimi stratejisi yerine proaktif ve afetleri önleyen
bir yönetim stratejisine geçmenin önemine işaret etti.
Taraflar ülke tecrübelerinden de bahsettiler. Konuşmalar
esnasında panelistler aşağıda sıralanan konulara temas
ettiler:eğitim ve öğretim gelişimi, uluslararası toplum
için öncelikler, tahmini ve ön uyarı sağlayıcı
sistemler, daha katı imar düzenlemeleri, gelişmekte olan
ülkeler için finansal ve teknolojik yardımlar ve
kapasite artırımı, afetler sırasında hızlı uluslararası
yardım, teknoloji transferleri, Afganistan ve Tacikistan
arasında ortak göl havzalarının yönetimi için işbirliği.
Altyapı, bilgi değişimi ve enstitü kapasitesi
konularında oturumcular baraj ve su depolarının kuraklık
ve selin etkilerini azaltmak açısından etkili bir yöntem
olduğunu, tahmini ve erken uyarıcı sistemlerin,
afetlerin önlenmesinde önemli bir rol oynadıklarını,
organizasyonların hazır olmalarının, kapasite
artırımının ve finansal yardımın ve teknik bilgi
değişimlerinin gelişmekte olan ülkeler için önemini
anlattılar.
Katılımcılar taraflar arasında aşağıdaki konuları da
tartıştılar: uluslararası toplum için öncelik belirleme,
eğitim, daha sıkı imar kanunları, ve Dünya Bankasının
iklim değişimi, zararların azaltılması ve adaptasyon
bağlamındaki rolü.
FİNANSMAN: Salı günü iki oturumcu Türkiye Devlet
Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında toplanan su sektörü
için finansmanı mevcut uluslar arası finansal kriz
gündeminde tartıştılar.
Suez
Çevre’den Patrick Cairo nakit girişinin; gelir
kaynaklarının; sermaye iyileştirmelerinin ve su
sektöründe düşük gelirliler için yardım programlarının
finansal krizden en çok etkilendiklerini anlattı. Başkan
Şimşek ekonmik kriz nedeni ile azalan finansman
kaynaklarına rağmen en çok ihtiyacı olan insanlara su ve
sanitasyon temin edilebilmesi için finansman
mekanizmaları bulunabileceğini ileri sürdü. Ekonomik
İşbirliği ve Kalkınma Birliğinden (EİKB) Angel Gurria
hükümetlerin finansal uyarı paketlerine su projelerini
de eklemeleri için hızlı hareket edilmesini tavsiye
etti.
Katılımcılar daha sonra BM Tarım ve Gıda Örgütü’nden
Alexander Müller ile beraber tarım için suya yatırımın
gereksinimini, ve sektöre yönelik finansman
ihtiyaçlarını konuştular. Sayın Müller sulamanın
faydalarını şöyle sıraladı: ürün artışı, üretim
stabilizasyonu, çiftlik gelirleri artışı ve yoksulluğun
azaltılması.
Oturumcular, Hollanda Portakal Prensi ve BM Su ve
Sanitasyon Danışma Kurulu üyesi (BMSSDK)
Willem-Alexander ile beraber su sektörü finansmanı için
değişik stratejiler ve kaynaklara eğildiler. Bunlar
arasında yerel paraya dayalı borç piyasaları ve hedefe
yönelik resmi kalkınma yardımının (HYRKY) bu konularda
çok yardımcı olabileceğini anlattılar. Avrupa Ulusal
Banka’sından Simon Brooks entegre olmuş finansal
stratejileri tartıştı. Uluslararası Japon İşbirliği
Ajansı’ndan Kazushi Hashimoto, yerel finansal
kaynakların mobilize edilmesini ve HYRKY’yi kullanmanın
özel fonlara etkisini tartıştı. Katılımcılar ayrıca
altyapıda özel sektör yatırımlarını tartıştılar.
Verimlilik teması oturumda meydana çıktı. Asya Kalkınma
Bankası’ndan Arjun Thapan, Asya’da su
sürdürebilirliğinin ve sanitasyon tedariğinin yönetim ve
verimlilik üzerine odaklanmayı gerektirmekte olduğunu
belirtti. Dünya Bankası’ndan Katherine Sierra su ve
enerji verimliliği inisiyatiflerini birbirine bağlamayı
teklif etti. Katılımcılar BKH’lerine ulaşmak için tekrar
sözleşmek gereğini vurguladılar. BM Genel Sekreteri
Yardımcısı Sha Zukang güvenilir su ve sanitasyon
temininin “ahlaki bir gereklilik” olduğunu söyledi.
ADAPTASYON: Cuma günü iki oturumcu açılış
konuşmasını yaptı ve onu takiben tartışmalar başladı.
DSK Genel Direktörü Ger Bergkamp, su ile ilgili
çevrelerde “iklim değişikliği” teriminin “adaptasyon”
anlamına geldiğini not etti. Türkiye Çevre ve Orman
Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye’nin iklim değişikliği
konusunu ele alan uluslararası çabalara katkıda
bulunmaya kararlı olduğunu söyledi.
Oturum
esnasında Hollanda Ulaşım, Bayındırlık İşleri ve Su
İdaresi Yardımcı Bakanı Tineke Huizinga, adaptasyonun
azaltma kadar önemli olduğunu vurguladı. UDKD Genel
Müdürü Julia Marton-Lefèvre, bent ve baraj gibi
altyapıların işlevlerinin sıklıkla vurgulandığını, fakat
bu görüşmelerin aynı zamanda da su tabakası ve nehir
havzası gibi doğal altyapıların da önemini vurgulaması
gerektiğini söyledi. Güney Afrika Su İşleri ve
Ormancılık Bakanı Lindiwe Benedicta Hendricks, su
kullanımının arz yönetimi yerine bulunabilirliğe göre
adapte edilmesinin sonuçlarının altını çizdi.
Fransa
Ekoloji, Enerji, Sürdürülebilir Gelişim, ve Arazi
Gelişim Bakanı Jean-Louis Borloo, Kopenhag’da
görüşmelerin su konusuna odaklanması ihtiyacına ve Çek
Cumhuriyeti Birinci Çevre Bakanı Jan Dusik, adaptasyon
konusunda bir eylem planında 2009 Kopenhag iklim
değişimi görüşmelerinde anlaşmaya varılması gerektiğini
söyledi. Ulusal Okyanus ve Atmosfer Birliği temsilcisi
Roger Pulwarty, öğrenme ve bilgi paylaşımı süreçlerinin
iklim değişikliği diyaloguna eklenmesi gerektiğini
bildirdi. Oturumcular su ve enerji projelerinde kesin
eylemler yapılması gerektiğini ve suyun sektörler arası
rolüne dikkat çektiler. BM Çevre Programı Yürütme
Direktörü Angela Cropper, suyun doğasından kaynaklanan
bu sorunu aşmak için BM-Su’yun başlatıldığını anlattı.
Adaptasyon için gerekli yüksek maliyetler konusunda,
Sayın Eroğlu adaptasyon için finansal bir yapının
geliştirilmesini teşvik etti. Adaptasyon fonlarına
öncelik konusunda ise Swiss Re’den David Bresh,
adaptasyon fonlarının, hazırlık önleme, teknoloji, ve
risk transferi mekanizmaları alanındaki
yönlendirilmesini önerdi. Forum’da kamu ve özel sektör
fonları arasındaki denge konuşuldu. Sayın Bergkamp,
Forum daki tartışmaların adaptasyonu kolaylaştırmak için
kamu sektörünün güçlendirilmesi ihtiyacında birleştiğini
belirtti.
TEMATİK SÜREÇ
5. Dünya
Su Forumu’nun ana teması olan “Farklılıkların Suda
Yakınlaşması”, Pazartesiden Cumartesi’ye kadar altı tema
aracılığı ile incelendi. Bu diğer altı tema şunlardı:
küresel değişimler ve risk yönetimi, insani kalkınmanın
ve bin yıllık kalkınma hedeflerinin geliştirilmesi, su
kaynaklarının yönetimi ve korunması, idare ve yönetim,
finansman, ve eğitim, bilgi ve kapasite geliştirme. Bu
temalar 23 konuya bölündü ve bu konular 100’den fazla
tematik süreç içinde incelendi. Bu raporda konular her
tema altında listelendi ve bu konuların bazıları
oturumların özetlerinden seçmelerle aşağıda açıklandı.
TEMATİK SÜREÇLERİN AÇILIŞI
Altı
temanın organizasyon temsilcileri tematik süreci
açıkladılar. “Küresel değişim ve risk yönetimi” teması
Su ve İklim Kooperatif Programı (SİKP), BM Çevre
Programı ve Dünya Meteoroloji Organizasyonu (DMO)
tarafından toplandı. Bu oturumda SİKP’den Henk van
Schaik, “küresel değişim ve risk yönetimi” teması
üzerine su, iklim değişikliği, afetler ve göç arasındaki
bağlantıların önemine değindi. İnsani kalkınmanın ve
binyıllık kalkınma hedeflerinin” ulaşılması teması
oturumu BM Tarım ve Gıda Örgütü ve BM-Su Masası
tarafından toplanıldı. BM-Su Masası başkanı, Pasquale
Steduto, hemen yerel eyleme geçebilmek amacı ile ulusal
kapasitenin güçlendirilmesini önerdi. “Su kaynaklarının
yönetimi ve korunması” oturumu Amerikan Su kaynakları
Birliği, Devlet Su İşleri Türkiye ve Doğal Kaynakları
Koruma Teşkilatı (DKKT) tarafından toplandı. DKKT’ından,
Karin Krchnak, insan ve çevrenin ihtiyaçlarının
giderilmesi amacı ile entegre su kaynakları yönetiminin
(ESKY) önemini vurguladı.
Andre
Dzikus, BM İnsan Yerleşimleri Programı (BM-Habitat),
“idare ve yönetim” konusu üzerine su ve sanitasyon
krizinin bir idare ve yönetim problemi olduğuna ve bir
kaynak problemi olmadığına dikkati çekti. Dünya
Bankası’ndan, Abel Mejia, finansman konusu ile ilgili
olarak sürdürülebilir finansmana karşı mevcut engelleri,
su hizmetlerinin fiyatlandırmasını, ve yoksullar için su
ve sanitasyon hizmetlerine ulaşımı tartıştı. “Eğitim,
bilgi ve kapasite oluşumu” teması BM Eğitim, Bilim ve
Kültürel İşbirliği Örgütü (BM- EBKİÖ), Türk Kadınları
Kültür Birliği (TURKKAD) tarafından toplandı. Oturumda
BM-EBKİÖ Uluslararası Hidroloji Programı’ndan (BM EBKİÖ
UHP) Andras Szöllösi-Nagy, 5. Forum Bakanlık
deklarasyonu taslağının öngörüşüme toplantılarında
öngörülen metinlerden daha az etkili bir dil
benimsediğine dikkat çekti.
Oturumcular Forumun altı ana temasının bakanlar sürecine
iletilmesi gerektiğini önemle vurguladılar tematik
sürecin harcanan parayı telafi etmek ve su
fiyatlandırması gibi kritik konularda mutlaka ortak
anlaşma zeminleri yaratması gereğini anlattılar.
TEMA
1: KÜRESEL DEĞİŞİM VE RİSK YÖNETİMİ
Katılımcılar Salı gününden Perşembe gününe kadar bu tema
altında oturumlara katıldılar. Tema üç ana başlık
altında incelendi. “İklim değişimine adaptasyon”
konusunda ana noktalar ulusal bütçelerin adaptasyon
konusuna yöneltilmesi gerektiği, adaptasyon finansmanı
için bir taslak geliştirme gereği, özel sektörle
işbirliği yaparak çözümler üretmek, adaptasyon kullanımı
konusunda mekanizmaların değerlendirilmesi, su ve
adaptasyonun birbirine bağlanması, ve adaptasyon
konusunun bir yaşam biçimi olarak görülmesi olarak
belirlendi. Suyun iklim değişimi gündeminde bir öncelik
olması gerektiği de iletildi.
“Suya
dayalı göçte arazi kullanımı ve insan yerleşimlerini
değiştirmek” konusunda katlımcılar öncelikle göçün
nedenlerinin keşfedilmesi gerektiğini ve kırsal kalkınma
inisiyatiflerine yeniden öncelik verilmesi gereği
anlatıldı. Şehirsel ve kırsal ve uluslararası ve ulusal
boyutta göçün farklılıklarına da değinildi. Göçün bir
adaptasyon yöntemi olduğu ve aslında adaptasyona
uyumsuzluk olmadığı üzerinde duruldu. Ayrıca suyun
direkt göç nedeni olması ile ilgili olarak su konusunda
değişik görüşler tartışıldı.
Afetleri
azaltmak ve önlemek için devlet, bilim ve sivil toplum
arasındaki üçlü diyalogların etkili ve enteraktif bir
süreç olması için katılımcılar reaktif bir süreçten
proaktif bir sürece geçilmesi gerektiğini ve ulusal
sorumluluğun ve erken uyarı sisteminin gereğini
vurguladılar.
Su ile ilgili risklerin değişen iklimde
yönetimi: Katılımcılar iklimde oluşan
değişiklikler ile artan doğal afetlere dikkat çektiler.
Bazı katılımcılar olağan üstü olayların bir afete neden
olabileceğini vurguladı aynı zamanda olağanüstü olaylara
insan tepkilerinin de afete neden olabileceğini anlattı.
Bazı diğer katılımcılar ise ihtimaller yerine etkiler
üstünde yoğunlaşmak gerektiğini vurguladı. Katılımcılar
zararları azaltma yöntemlerini ve esnekliği artırmak
üzerinde durdular. Bununla ilgili olarak konuşulan
konular şunlardı: entegre sel yönetiminin uygulanması,
bilgi değişimi, şehir meteorolojisinin
şehir planlama stratejilerine dahil edilmesi, yenilikçi
ve alışa gelen teknolojilerin dışındaki teknolojilerin
kullanılması, doğa ile uyum halinde inşaat konsepti,
uygun altyapının iklim değişimi ile ilgili
projeksiyonları içeren tasarımları kapsaması, çabuk
cevap verebilen bir kültür yaratmak ve sürekli yeniden
değerlendirmelerin yapılması. Diğer dikkate alınan
hususlar şunlardı: uluslararası sele dayanıklılık
merkezi kurarak yönetimlerdeki yenilikleri ve teknolojik
bilgileri paylaşmak, sınırlar arası akarsuların
havzalarının taşmasını kontrol etme yolları, iklim
modellerini basitleştirmenin yolları. Katılımcılar yeşil
ev gaz emisyonları ve iklim değişimine adaptasyon
konularına aynı zamanda eğilmenin önemine değindiler.
İklim değişikliğine uyum yeterli olarak
finanse edilebilir mi?: Katılımcılar oturumda,
finansman için yeni kaynaklar ve mekanizmalar bulunması
gereğini ve yaşama geçirilebilir iyi tasarlanmış ve
finansmanı etkili kullanan projelerin yapılması gereğini
anlattılar. Konuşmacılar para verenlerin bu sektörü
desteklemeleri için devletlerin su yatırımlarını öncelik
sıralamasına tabii tutmaları gerektiğini söylediler.
Katılımcılar adaptasyon ve kalkınma arasındaki
farklılıkları tartıştılar. Bazı katılımcılar adaptasyon
ve farklılıklar kavramlarını birbirine karıştırınca
projelerin ve finansmanın aksadığına dikkat çektiler.
Bazısı ise bu ikisi arasındaki farklılıkların dikkate
alınarak bir eylem planı yapılması gerektiğini anlattı.
Finansman
konusunda katılımcılar finansal krizin hükümetten
sağlanacak finansman üzerindeki etkilerini tartıştılar
ve adaptasyon için uzun vadeli ve güvenilir fonların
elde edilmesi üzerinde durdular. Bazı konuşmacılar
geleneksel maliyet-fayda analizi değerlendirmelerinin ve
teknik yaklaşımların iklim değişimine adaptasyon konusu
açısından yetersiz kaldığını anlattılar. Katılımcılar
adilane dağıtım ve sorumlulukların bölüştürülmesi
konularını da tartıştılar.
Adaptasyon planlaması konusunda Hollanda’dan verilen bir
örnekte, “Hollanda Modeli” şu şekilde açıklandı: altyapı
yatırımlarının merkezi hükümet tarafından yönetildiği,
bölgesel makamların küçük ölçekli altyapıları ve bakımı
denetlediği ve yerel paydaşların bölgesel su vergisi
ödediği ve su yönetim faaliyetlerinin böylece
desteklendiği anlatıldı. Bir konuşmacı hedefe yönelik su
vergilerinin su yönetimi etkinlikleri ile ilgili
güvenilir vergi geliri teşkil ettiğini ve bankaların
kredi borçlarına karşılık da güvence görevi gördüğünü
belirtti.
Birçok
katılımcı adaptasyonla ilgili su sorunlarını çözümlemek
için yönetim araçlarının ve sistemlerinin düzenli olarak
çeşitlendirilmelerinin önemine değindi. Bölgesel
sunumlar değişik bölgelerde farklı uygulamalar yapılması
gerektiğini ortaya çıkardı. Katılımcılar zayıf verilere
dayanan adaptasyon için tahmini bir fiyat belirlemenin
karar vericilere doğru bir mesaj gönderip göndermediğini
görüştüler. Başkaları ise halihazırda mevcut olan
modelleri iyileştirmek ihtiyacına değindiler ve hala ilk
aşamada “ulaşılması kolay meyvelerin” toplanabileceğini
anlattılar.
Afetlerden sonra ve uyuşmazlık
ortamlarında su yönetimi: Konuşmacılar, afetlerin
ilk meydana geldiklerinde çok yoğun bir şekilde basının
ve bağışta bulunanların ilgisini çektiğini fakat
uluslararası ilginin azalması ile beraber finansmanda
güçlüklerle karşılaşıldığına dikkat çekti. Oturum
Filistin’de içme suyuna erişim ve sanitasyon konusu
üzerine yoğunlaştı.
Arap
Ülkeleri Birliği ve Filistin Otoritesi’nden temsilciler
suyun uluslararası insaniyet hukukunda “insanın
yaşayabilmesi için elzem olan sivil bir nesne” olarak
korunmaya tabii olduğunu bildirdiler. Filistin Su
İdaresi Başkanı Shaddad Attili, Filistin Otoritesi’nin
1997 BM Suyolları Anlaşmasını destekleyeceğini ve
uluslararası hukuku kullanarak sınır aşan kaynakların
paylaşılmasının yollarını bulmayı teklif etti.
Katılımcılar bölgelerde su sektörünün tam bir karmaşa
içinde olduğunu fakat bu karmaşanın nedeninin kapasite
veya finansman eksiğinin değil politik durumun bir
sonucu olduğunu belirttiler. Birkaç kalkınma örgütünü
temsil eden konuşmacı İsrail sınırından Gaza’ya yapı
malzemeleri ve işçi geçişine izni için İsrail ile
müzakere yapmanın zorluklarını anlattılar. Bazı
konuşmacılar tuzdan arındırma sistemleri kullanarak suya
erişim sorunlarının hafifletilebileceğini anlattılar.
Diğer bazı konuşmacılar ise bu teknolojik çözümün
aslında yeraltı suyunun olduğu ancak erişiminde adilane
yöntemler kullanılmadığı gerçeğini öngörmediğini
bildirdiler.
TEMA
2: İNSANİ KALKINMAYI İLERLETME VE BKH
Katılımcılar Çarşamba gününden Cumartesi gününe kadar bu
tema altında dört konuyu inceleyen oturumlara
katıldılar. “ Herkese su, sanitasyon, ve sağlık” hakkını
içeren Su, Sanitasyon ve Sağlık Projesini (SSSP)
anlattılar. Katılımcılar sanitasyon hakkının savunulması
gerektiğini, işbirliğinin ve denetlemenin küresel,
ulusal ve bölgesel boyutlarda yapılması gereğini, kamu
hizmetlerinde reformun gereğini ve SSSP eğitiminin
okullarda verilmesi gereğini konuştular.
“Su için
enerji ve enerji için su” konusunda katılımcılar
su-enerji-iklim bağlamında odaklandılar. Finansman ile
teknolojiyi karşılaştırarak suya erişimi
iyileştirmesinde bu iki faktörün rolünü konuştular. “Su
ve yiyeceğin yoksulluk ve açlığı önlemesi” konusunda ise
katılımcılar daha gelişmiş mikro finans yöntemleri,
entegre yiyecek ve enerji sistemleri, yerel piyasaların
geliştirilmesi konularını anlattılar. Çiftçilerin
sorunun bir parçası değil çözümün bir parçası olduğu
konusunda anlaştılar.
“Su
hizmetlerinin birden çok alanda kullanılması ve
görevleri” (SHAKG) konusunda konuşmacılar SHAKGnin bir
süreç olduğunu anlattılar. Bu süreçte aynı suyun değişik
kaynaklar, görevler e hizmetler için kullanılarak 1
milyar insandan fazla insana hizmet verebileceği de
açıklandı. Katılımcılar bu sistemi kullanarak hem
yatırımların iyi sonuçlar verdiğini hem de yoksulluğu
azaltma oranlarının iyi olduğunu anlattılar.
Daha iyi su yönetimi yoksulluğu ve
açlığı nasıl önleyebilir? Katılımcılar yoksulluk
ve açlık ile ilgili tartışmayı yiyecek krizi bağlamına
taşıdı ve bu krizin BKH’ine ulaşmakta güçlükler
yarattığını belirtti. Bağzı katılımcılar su kaynaklarını
ana olarak kullanan alanın tarım olmasına karşın,
tarımın Forumda pek ele alınmadığından sitemle
bahsettiler.
Katılımcılar nüfus artışı, doğal felaketler ve tarım
ürünlerinin biyoyakıt olarak kullanımını yiyecek üretimi
ile ilgili sorunlar olarak belirlediler. Katılımcılar
uluslararası işbirliğinin önemine ve uluslararası
yiyecek ticaretinin sistemli bir şekilde yönetilmesinin
gereğine dikkat çektiler.
Artan
yiyecek talebini karşılamak için çözümler konusunda,
katılımcılar hem kısa hem de uzun vadeli çözümler
gerektiğine, veri toplama ve analizini iyileştirme
çalışmalarının gereğine, suyla ilgili sektörlerin
arasında daha gelişmiş bağlar kurulması gerektiğine,
ESKY yerine entegre su kaynakları yönetimine geçilmesi
gereğine ve kadınları su yönetimi ile ilgili sorunların
karar verme sürecine katma çalışmalarının da gereğini
kapsadı. Katılımcılar çiftçilerin kredi ve piyasalara
ulaşabilmelerinin önemini de anlattılar.
Katılımcılar araziler ve su hakları, daha yüksek fiyatlı
emtialar için nasıl hazırlanmaları gerektiği, petrol ve
yiyecek fiyatları arasındaki bağ, arazi aşımı ve
kuraklık nedeni ile su üretiminin karşılaştığı tehditler
konularını tartıştılar. Bir katılımcı su hakkının
tanınmasına rağmen bunun yiyecek için su hakkına
yansıtılmadığını belirtti.
TEMA
3: SU KAYNAKLARININ YÖNETİMİ VE
KORUNMASI
Cuma
ve Cumartesi günleri katılımcılar dört konu ile ilgili
oturumlara katıldılar. “Havza yönetimi ve sınır aşan
işbirliği” konusunda bazı katılımcılar su yönetimi
yerine ekosistem yönetimini hedefleyen ve
hidro-bağımsızlık modelini göze alan yeni bir çerçeve
düzenin kullanılabileceğini anlattılar. Su ile ilgili
sorunların hem politika yapanlar hem de şehirsel
ihtiyaçları olanlar tarafından anlaşılması gerektiğini
de vurguladılar.
“Su
kaynakları ve depolama altyapılarının tarım, enerji ve
şehirsel ihtiyaçları karşılamak için yeterliliği”
konusunda büyük su altyapıları ile ekonomik ve sosyal
gelişme arasındaki pozitif ve negatif bağları
tartıştılar. “Doğal ekosistemleri korumak, su ve hayat
ekosistemleri” konusunda ise katılımcılar bilgi ve
eğitimin koruma hedeflerine ulaşmak için önkoşullar
oldukları konusunda anlaştılar. “Yeryüzü, yeraltı ve
yağmur suyunu yönetmek ve korumak” konusunda ise karar
verenler ve teknisyenler arasındaki bağları güçlendirmek
gereğine değindiler.
Tarım, enerji ve şehirsel ve
sürdürülebilir kalkınma ihtiyaçlarını karşılamak için su
kaynaklarının ve altyapı depolarının yeterliliğinin
sağlanması:
Katılımcılar su ihtiyaçlarını karşılamak üzere yapılmış
olan birkaç ulusal uygulama stratejisi hakkındaki
sunumları dinlediler. Tartışmalar su ihtiyacını
karşılamak üzere arz ve talep stratejilerini
karşılaştırmaya odaklandılar. Bazı
katılımcılar barajların ve su depolarının su talebini
karşılamak için çok önemli olduklarını ve bu tip
projelerin yararlarının çevresel ve sosyal sonuçlarla da
dengelenmesi gerektiğini vurgulardılar. Katılımcılar
tuzdan arındırma, havzalar arası transferler ve
barajlar, yeraltı su kaynaklarının kullanımı, sulama
sistemlerini verimliliği konularını tavsiye ettiler.
Diğer
katılımcılar artan su taleplerinin daha önceki yıllarda
geleneksel olarak baraj yapılarak çözüldüğünü
söylediler. İlerleyen yıllarda ise artan su taleplerinin
su talep yönetimi, atık su yeniden kullanımı, ve
ekosistem sağlığı çerçevesinde suyun kalite ve miktar
kontrolü ile entegre planlama yöntemleri sayesinde
çözülebileceğini anlattılar.
Sınır ötesi işbirliğini ve sağlam havza
yönetimini başarmayı sağlayacak işlevsel araçlar
hangileridir?: Bölgesel sunumlar serisini takiben
katılımcılar sınır aşan işbirliği hakkında değişik
konularda yorumlarda bulundular. Bu konular şunlardı:
uluslararası anlaşmazlıklarda üçüncü tarafların rolü;
Havza Örgütlenmeleri Uluslararası İletişim Ağı’nın
ulus-altı yönetimlerin uyumlulaştırılmasında yardımcı
olması rolü; suyun paylaştırılmasındansa sudan elde
edilenlerin paylaştırılması gereksiniminden; Avrupa’daki
Su Çerçevesindeki Direktifler örneğinden yararlanarak su
standart ölçüm yöntemleri ve paylaşıma açık veritabanı
oluşturulması; güvensizliği aşmak için aşamalı güven
vermenin değeri; anlaşmazlık çözümleme mekanizmaları;
muhtemel sınır aşan su anlaşmazlıkları envanteri
çıkarılması.
Katılımcılar “uluslararası” ve “sınır ötesi” suyolları
arasında bir ayrım olup olmadığını tartıştılar. Türk
katılımcılar Fırat ve Dicle nehirlerinin adaletli, akla
yatkın ve en uygun tutumla yönetilmesi gereği üzerinde
durdular. İşbirliğine istekli olduklarını fakat
“işlerine karışılmasının” kendilerini rahatsız ettiğini
belirttiler. Türkiye’de kurulan barajların aşağı nehir
komşularını etkilemeyeceğini ve uluslararası finans
kurum kredilerinin gelmemesi halinde bile baraj yapmaya
devam edeceklerini söylediler.
Yaşamları ortak su kaynaklarına bağlı
olan çeşitli kullanıcıların arasındaki farklılıkları
nasıl yakınlaştırabiliriz ve bu yakınlaşmayı
gerçekleştirmek için neler yapabiliriz?: Katılımcılar paydaşların
havza yönetimine katılmaları ve sınır aşan havza
yönetimine katılımlarının sağlanmasının önemine
değindiler. Paydaşların sınır aşan havza yönetimine
katılımlarını sağlamak konusunda bazı sorunlarla
karşılanıldığını da anlattılar. Bu sorunlar şu şekilde
özetlendi: motivasyon eksikliği, hidro-diplomasi
bilgileri eksikliği, ortak anlaşmayı sağlamak üzere
modeller oluşturmak gerekliliği. Bazı katılımcılar
havzaları kapsayan görüşlere ihtiyaç olduğunu
savundular.
Katılımcılar 1997 BM Suyolları Anlaşma’sını detaylı
olarak tartıştılar. Bazı katılımcılar bu Anlaşma’nın
sınır aşan sular için uluslararası hukukun temelini
teşkil etmesi gerektiğini söylediler ve BM Genel
Sekreteri’nden bu Anlaşma’nın onaylanmasını desteklemesi
için geçici bir yetkili ekip kurmasını talep ettiler.
Bazı katılımcılar 1997 Anlaşma’sının onaylanmasından
önce Anlaşma’nın ekler yapılarak güncelleştirilmesi
gerektiğini anlattılar. Özellikle de Anlaşma’nın çevre
ile ilgili endişeleri ele alması gerektiğini ve
sürdürülebilir gelişim ihtiyacını belirtmesi gerektiğine
değindiler.
Yeryüzü, yeraltı ve yağmur sularını
daha iyi yönetmek ve korumak ihtiyacı: Katılımcılar, su
kaynakları yönetimi konusunda katılımcıların hepsinin
entegre su kaynakları yönetimi (ESKY) ihtiyacında hem
fikir olduklarını ama ESKY tanımında anlaşamadıklarını
belirttiler. Katılımcılar her çeşit suyun holistik
olarak yönetilmesi gerektiğini, uyuma dayalı yönetim
yöntemlerinin kullanılmasını, gerekli politik çerçeve
altyapısını oluşturmayı ve uygulamayı, halkı su
kullanımı davranışları konusunda eğitmeyi, ve ESKY’ye
katılımı her seviyede ve her aşamada gerçekleştirmeyi
kabul ettiler.
Katılımcılar özellikle yeraltı sularına odaklandılar. Bu
konuda yeraltı suyunun diğer su kaynaklarına göre farklı
özelliklere sahip olduğunu anlattılar. Yeraltı suyunun
aşırı kullanıma maruz kalabileceğini çünkü bu
kaynakların kullanımının büyük altyapı projeleri
gerektirmediğini ve bu nedenle de farklı yönetim
şekillerine ihtiyaç olduğunu ilettiler. Yeraltı suyunun
bu nedenlerden dolayı politika belirleyicileri ve karar
mekanizmaları tarafından pek anlaşılamayan bir konu
olduğunu da sözlerine eklediler. Katılımcılar sınır aşan
yeraltı su kaynaklarının yönetimi ile ilgili sorunlara
ve olası iklim değişikliklerinden dolayı tükenebilir
yeraltı sularını korumak gereğini de tartıştılar.
TEMA
4: İDARE VE YÖNETİM
Katılımcılar Pazartesi’den Perşembe gününde dek bu konu
ile ilgili oturumlara katıldılar. Bu tema dört ayrı
konuyu kapsadı: “su hakkı ve sanitasyon hakkına
geliştirilmiş erişim yolu ile ulaşmak”, “etkili su
yönetimi için enstitü düzenlemeleri ve hukuki görüşler”,
“ etik, şeffaflık ve paydaşların güçlendirilmesi” ve
“şehirsel su hizmetlerinin temininde kamunun ve özel
sektörün rollerinin optimizasyonu”.
Bu dört
konu için toplanan oturumlar şunlardı: sanitasyon
hakkının uygulanabilirliğini sağlamak, su hizmetlerinin
optimizasyonu ve geliştirilmesi, düzenleme ve
şeffaflığın su sektörü için ana sorunlar olduğu,
yolsuzluğa dayanıklı bir su sektörü yapılandırmak,
tecrübe ve politika seçenekleri, canlı bir piyasa
oluşturmak için fırsatlar ve trendler.
Haktan
gerçeğe- su ve sanitasyon ile ilgili
insan haklarını uygulamaya koyabilmek için iyi devlet
yönetimleri: Farklı devletlerden, kamu
kuruluşlarından, kamu idarelerinden, kalkınma
örgütlerinden, ve diğer sektörlerden gelen katılımcılar
suyun insani bir hak olduğu konusunu devletlerin
tanımaları ve uygulamaları konusunda devletin rolünü
tartıştılar. Katılımcılar BM Su ve Sanitasyon Bağımsız
Uzmanı tarafından verilen ve su ve sanitasyon hakkı ile
ilgili diyalogu geliştirmek için yapılan sunumu
dinlediler. Bazı katılımcılar yasal hakların su ve
sanitasyon hakkından doğan faydalara erişim için gerekli
bir ihtiyaç olduğunu anlattılar.
Katılımcılar gayrı meşru yerleşimlerde ve gecekondu
semtlerinde su ve sanitasyona erişim konusunda
sunumlarda bulundular. Özellikle de makul fiyatla su
verme konusunu tartıştılar. Suyun fiyatlandırılması
konusunda herkese su temin edilebilmesi için su
maliyetinin indeks ile hesaplanması teklif edildi.
Katılımcılar ayrıca şu konuları tartıştılar: suyun
özelleştirilmesindeki artı ve eksiler, kamu bilincini
artırma çalışmaları ve sınır aşan su hakları. Bazı
katılımcılar oturum sonucunda çıkacak olan 5. Dünya Su
Forumunun Bakanlar deklarasyonunda suyun bir insan hakkı
olduğunu bunun için suyun bir hak olduğun tanınması
gerektiğini savundular. Diğer bazı katılımcılar ise
Bakanlar Deklarasyonunu tamamlayan başka bir deklarasyon
çıkararak su hakkının minimum temel bir hak olarak
tanınması ihtiyacını vurguladılar.
Acil durumlarda su hakkı: kurallar koy
ve uygula veya pratik ol: Katılımcılar
oturumda su ve sanitasyon hakkının tabi olduğu hukuki
çerçeveyi ve bu hakların acil durumlarda nasıl
uygulanacaklarını tartıştılar. tespit etmek ve en iyi
sonuçların nasıl elde edileceğini saptamak olarak
belirledi. Katılımcılar uluslararası insaniyet hukuku ve
uluslararası insan hakları hukukunun acil durumlarda,
sivil askeri uyuşmazlık durumlarında, ve doğal afetlerde
su temini hakkına nasıl uygulandığını tartıştılar.
Katılımcılar BM Çocuklara Yardım Fonu’nun (BMÇYF)
yürüttüğü ve acil durumlarda su ve sanitasyon hakkını
içeren Su, Sanitasyon ve Sağlık Projesi’ni (SSSP)
anlattılar. Aynı zamanda acil durumlarda toplumu da
olaylara dahil etmenin yol açabileceği sorunlara
değindiler. Suya erişim hakkı konusunda Haiti’ye ve
Filistin’e suya erişim hakları konusunda sunumda
bulundular. Bu devletler Uluslararası Ekonomik, Sosyal
ve Kültürel Haklar Anlaşması’nın su ile ilgili insan
haklarını ele almak açısından yararlı bir başlangıç
noktası olduğunu bildirdiler.
Katılımcılar su ve sanitasyon altyapısının uyuşmazlık
durumlarında zarar gördüğüne dikkat çektiler.
Konuşmacılardan biri minimum su ihtiyaçları yerine suya
erişebilirliğin adil ve makul olmasının üstünde
durulması gerektiğini bildirdi ve bunun sürdürülebilir
gelişim için gerekli olduğunu da bildirdi. Katılımcılar
yiyecek üretimi için su sorumluluğu, acil durumların
tanımı, özellikle acil durumların uzaması ve tekrar
ettiğinde yapılması gerekenler, uzun süreli acil
yardımların uzun süreli kalkınma etkinlikleri ile
bağlaştırılmasının önemi, Dünya Su Forumu Bakanlar
Deklarasyonunda su haklarının tanınmasının önemi
konularını da tartıştılar.
TEMA
5: FİNANSMAN
Katılımcılar Çarşamba ve Perşembe günleri bu konuda
oturumlara katıldılar. Bu temalar üç ayrı konuyu ele
aldı. Bunlar şunlardı: “ sürdürülebilir finansman”,
“sürdürülebilir bir su sektörü için fiyatlandırma
stratejileri”, “dar gelirlilerin düzenlemeleri”. Bu üç
tema altında toplanan konu başlıkları ise şunları
kapsıyordu: finansman için talebi açığa çıkarmak,
sektörün bankalarla ilişkisini geliştirmek, herkesin
ulaşabileceği ve sürdürülebilir su ve sanitasyon
hizmetleri, tariflerin ve diğer araçların rolü ve mikro
finans.
Su servislerinin fiyatlandırılması-
sürecin önemi: anlaşmazlıkların üstünden gelmek, diyalog
kurmak: Oturumun
hedefinin tam maliyet vergi yenilenmesi çerçevesinden,
sürdürülebilir maliyet belirlemelerine ve çoklu
fiyatlandırma mekanizmalarına geçişi gerçekleştirmek
olduğunu belirttiler. Katılımcılar su hizmetleri için
finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve 3T
görüşlerine (tarifeler, vergiler ve transferler) önem
verilmesi gerektiğini bildirdi. Bazı katılımcılar
maliyet kurtarmanın her zaman hizmetlerde daha yüksek
verim ve sürdürülebilir kaynak kullanımına işaret
etmediğini anlattılar.
Katılımcılar fiyatlandırma stratejilerinin
oluşturulmasında savunmasız grupları da
değerlendirdiler. Katılımcılar tarif belirleme sürecinde
ikilemler konusuna eğildiler. Bu konuda yüksek kamu
beklentilerini tatmin etmek, hizmet yükümlülüklerini
yerine getirmek ve sektörün özellikle dar gelirlilere
hizmet ettiği kesimlerde su tarifelerini yükselterek
finansman temini konularını konuştular. Tahmin
edilebilir, yüksek kaliteli hizmetler vererek ve dar
gelirlilerin gelir yapılarını inceleyerek onların da
“ödeyebileceği maliyeti” hesaplamayı muhtemel çözümler
olarak teklif ettiler.
Şeffaf, katılımcı ve güvenilir bir süreç yaratmak için
katılımcılar karar verenlerin politika yaparken
güçlerini paylaşmaları gerektiğini ve bilgi ve politika
asitmerisini gidermek için değişik eylemleri tavsiye
ettiler. Taraflar arasında ayrıca tarım alanında su
kullanımı için maliyet kurtarma politikaları, su
fiyatlandırması için kriterler belirleme, ve kamu-özel
sektör ortaklıklarında oluşabilecek ön görülmemiş gizli
maliyetler konularını konuştular.
TEMA
6: EĞİTİM, BİLGİ VE KAPASİTE GELİŞİMİ
Katılımcılar Cuma ve Cumartesi günleri bu tema altında
beş ayrı konuya değinen oturumlara katıldılar. “Eğitim,
bilgi ve kapasite gelişimi stratejileri” başlığı altında
katımcılar su eğitiminin müfredata eklenmesi gereğini,
cinsiyetler arası duyarlılığı, yerel ihtiyaçları
belirlemeyi ve sıra dışı yolları iletişim ve kapasite
geliştirmek için kullanmayı, gerekli ihtiyaçlar olarak
belirlediler. “Su bilimi ve teknoloji: 21. yüzyıl için
uygun ve yenilikçi çözümler” konusunda yeni
teknolojilerin gelişimini ve bunların tanıtımını teşvik
ettiler. K
atılımcılar
“meslek odaları ve iletişim ağları varlıklarını
kullanarak BKH’ye ulaşmak” için kalkınma grupları ve
profesyonel ağlar arasındaki aranın
mutlaka kapatılması gerektiğini bildirdiler.
“Herkes
için veri” konusunda entegre ve holistik bir çerçeve
hazırlanması gerektiğini be bu çerçevenin ekonomik,
hukuki ve enstitüye ait etkenlerin veri toplaması ve
yönetiminde kullanılması gerektiğini ilettiler. “Su ve
kültür” konusunda eğitimcileri eğitmenin önemine ve
yaşlıların bilgisinin önemli olduğuna değindiler.
Enstitünün kapasitesini geliştirmek: adilane su dağıtımı
için doğru dengenin bulunması: Konuşmalar altı
temayı kapsadı: adilane dağıtımın tanımı, geleneksel
bilim ve geleneksel su haklarının kanunlara entegresi,
su erişimi için gerekli hükümet düzenlemeleri ve Pazar
mekanizmalarının birleşimi ve bilgilerin ortak
paylaşılabileceği kurum kapasitelerinin artırımı.
Katılımcılar taraflar arasında şu konuları da
tartıştılar: adilane su dağıtımı için destekleyici ve
engelleyici unsurların belirlenmesi, destekleyici ve
engelleyici unsurlar için politik ve hukuki çerçeve
taslakların hazırlanması, bu enstitülerin gelişmesini
desteklemek için kapasite geliştirme faaliyetlerinin
belirlenmesi. Enstitülerin yaptıklarından sorumlu
olmaları ilkesi ve kadınların karar verme sürecine
katılmalarının önemine, mevcut su kaynaklarının varlığı
ve bu kaynaklara olan talebin ölçümlenmesi, ve şeffaf su
kanunları ve enstitülerinin adilane su dağıtımı ve
enstitü kapasitesini geliştirmek için ihtiyaç duyulan
temel kaynaklar olduklarını anlattılar.
Su
eğitimi ve okullar: gelecek nesiller için ayrımları
birleştirme: Katılımcılar su eğitimini bir su
yönetim aracı olarak tanımladılar ve disiplinler arası
programların ve topluma dayalı eylemlerin önemini
vurguladılar. Katılımcılar eğitim projeleri ve
inisiyatiflerini açıkladılar ve enteraktif, uyum
sağlayan, çağdaş ve çözüme dayalı araçların yararlarına
değindiler. Katılımcılar su eğitiminde karşılaşılan
engellerden bahsetti. Katılımcılar etkili su eğitimi
için engelleri tartışırken suya az ekonomik değer
bağlandığını, su güvenliği yatırımlarının azlığı ve
eğitimcilerin su ile ilgili konuları öğretmekte pek
istekli olmamaları konularını da konuştular.
Katılımcılar eğitimi geliştirmek için şu stratejileri
tavsiye ettiler: su eğitim mesajlarında yerel dillerin
kullanımı, su eğitimi konusunda kültürel değişikliklerin
göz önüne alınması, cinsiyete geleneksel yollar ile
yaklaşım.
Su
bilimi ve teknoloji- 21. yüzyıl için uygun ve yenilikçi
çözümler- Su konusunu sıra dışı yaklaşımlarla incelemek: Katılımcılar su projeleri ile ilgili fon temin etmek
için değişik araçlardan bahsettiler ve su ve sağlık ile
ilgili alanlarda yaratıcı çözümler olduğunu belirttiler.
Bunlara çizgi filmleri kullanmak, Twitter’da mikro
bloglaşma yapmak, açık kaynak inisiyatifleri ve internet
piyasaları, küresel yer belirleme sistemi teknolojisini
kullanmak örnek olarak gösterildi. Enteraktif
tartışmalar sırasında, katılımcılar su ve sanitasyon
konularına uygulanabilecek bilgi ve iletişim
araçlarından bahsettiler. Bunların içinde “eski” ve
“yeni” bilgileri birleştirmenin yollarını arama ve
gençlerin katılımının teşviki de vardı.
Daha
az gidilen yol (artık değil)?: Katılımcılar
profesyonel birlikler arasında yakınlaşmanın önemine,
toplum ve sivil örgütlerin gelişmesinin önemine
değindiler. Profesyonel birliklerin sonuçların
oluşturulmasında ve yerinde sürdürülebilir projelerin
yürütülmesinde kritik paydaşlar olduğu konusunda geniş
bir konsensüs sağlandığı belirtildi. Profesyonel
birliklerin strateji geliştirmekte, teknik yardımda ve
kapasite gelişimindeki rolleri de vurgulandı.
Katılımcılar kalkınma ve sivil toplum grupları arasında
bağ oluşturmanın da önemine değindiler. Bunlar arasında
sektörler arası ağlar arasında yakınlaşma, güçlü ve
zayıf birlikleri kopyalama, ve seçkin profesyonel
birlikleri yerel ve toplumsal organizasyon örgütleri ile
birleşerek yenilemek örnek olarak gösterildi.
Su ve
tarihçe: geçmiş medeniyetlerin su kültürünü anlamak ve
günümüz için dersler çıkarmak: Katılımcılar su ile
ilgili bilgi sistemlerinin, uygulamaların ve değerlerin
tarih içinde nasıl geliştiğini ve günümüz su yönetimi
için dersler oluşturduğunu anlattı. Katılımcılar
Türkiye’de eski Yunan, Roma ve Bizans dönemi su
yapıların hakkında sunumları dinlediler. Ayrıca 3000 yıl
önceki kanat yeraltı su arzı sistemi, Meksiko’da su
tarihi kütüphanesi ve doğu kültürlerinde suya dayalı
törenler hakkında da sunumlar dinlediler. Katılımcılar
bu tarihi su sistemlerinin mühendislik başarılarının
yanı sıra altyapıyı oluşturan su yapıları ve kültürel
normların da aynı derecede önemli olduğunu anlattılar.
Su
bilimi ve yönetiminde sosyo-kültürel görüşleri
canlandırmak: destekleyici unsurların ve engellerin
belirlenmesi: Katılımcılar suyun hayat, esin kaynağı
olma, güç, uyuşmazlık, işbirliği ve sürdürülebilirlik
bağlamındaki rolünü incelediler. Sunumlar devlet
düzenlemeleri ve geleneksel değer sistemleri arasındaki
uyuşmazlıklara ve büyük barajların insanlar ve çevre
üstündeki etkilerini tartıştılar. Topluma dayalı yönetim
modelleri tartışıldı. Hollanda ve Fransa’da sel
programlarının yapılmasında toplumun rolü, ve Japonya’da
toplum ile bilim işbirliği ile yeraltı suyu yönetimi
konularını da tartıştılar.
BÖLGESEL SUNUMLAR
Salıdan Perşembe gününe kadar yapılan yedi bölgesel
oturumda geniş bölgesel sorunlar üzerinde duruldu.
Bölgesel oturumlarda sınır aşan su kaynakları yönetimi
konusunda işbirliğini geliştirmek ve enstitülerin her
bölgede uyum kapasitelerini iklim gibi yeni ortaya çıkan
sorunları idare etmek için inşa etmek konusunda
tartışmalar yapıldı.
AMERIKALAR: Salı günü Birleşik Devletler Kara Ordusu Mühendisleri
Kolordusu’ndan Jerome Deli-Priscoli tüm paydaşların
katıldığı bir süreçte oluşturulan ve bu işlemi anlatan
Amerikalar Bölgesel Belgesini tanıttı. Bu belgenin on
iki öneriden oluştuğunu ve bu önerilerin şu konuları
kapsadığını belirtti:toplumun katkısını teşvik etmek ve
yoksulluğun önlenmesi için su kaynağının arzı ve
sanitasyona herkesin ulaşabilmesini sağlamak, yapıcı su
kullanımını teşvik etmek, ve suyun sürekliliğini
sağlayan iyi düzenlemeler ve ekonomik teşvikler
geliştirmek.
Oturumun
açılışında, alt-bölgeleri temsilcileri danışma
süreçlerinde ortaya çıkan alt-bölge önemli sonuçlarını
aktardılar. Meksiko Eyaleti Valisi Enrique Peña Nieto,
su doldurma ve ulaştırmasında giderek artan yükü ele
alabilmek için yenilikçi yaklaşımlara ihtiyaç
duyulduğunu söyledi. Gerald Sehlke, Amerikan Su
Kaynakları Birliği, Amerika Birleşik Devletlerinin,
ulusal bir su vizyonu geliştirmesi gerektiğini belirtti.
Honduras Doğal Kaynaklar ve Çevre Başkanı Tomás Vaquero,
Jamaika Su ve Barındırma Bakanlığı’ndan Horace Chang ve
Karayipler Çevresel Sağlık Enstitüsü’nden Patricia
Aquing, Orta Amerika ve Karayipler bölgelerinin iklim
değişikliklerine çok duyarlı olduklarını ve gelişmiş
ülkelerden gelecek yardıma ihtiyaçları olduğunu
vurguladı. Guatemala’dan Luis Zurita Tablada, Çevre ve
Doğal Kaynaklar Başkan Yardımcısı, kendi alt bölgesinin
su kaynaklarına ulaşmak ve bu kaynakları yönetmek için
Orta Amerika Harekat Planı geliştirdiklerini belirtti.
Uruguay Barındırma, Arazi Planlama ve Çevre
Bakanlığı’ndan José Luís Genta, uluslararası su
sözleşmesi çağrısında bulundu ve suyun halka ait bir mal
olması gerektiği üzerinde durdu. Brezilya Ulusal Su
Ajansı’ndan José Machado, su kaynakları konusunda
anlaşmazlıkları önlemek için, bütün menfaat sahiplerinin
birleşik su kaynakları yönetiminde yer almalarının
gerektiğini vurguladı.
Alt-bölgesel durum çalışmaları üzerine olan bir panelde
katılımcılar taraflar arasında uluslararası örgütlerin
de işbirliğini destekleyerek diplomatik sorunları aşacak
esnek yasal sistemlere; yasaların işleme konulması ve
uygulanmasını sağlayacak enstitülere; bölgesel bilgi
paylaşımına ve uluslararası yeraltı suları anlaşmalarına
olan ihtiyacın altını çizdiler.
Finansman
ve kapasite artırmak üzerine yapılan ikinci oturumda
taraflar arasında şu konular tartışıldı: düşük maliyetli
ve az yatırım gerektiren teknolojilerin transferi, su
işletmecisi veriminin iyileştirilmesine ve atık su
arıtma yatırımlarına olan ihtiyacı ele aldılar.
Kapanış
konuşmalarında, bazı katılımcılar Amerikalar belgesinin
katılımcı bir süreç ile geliştirilmesini överlerken,
diğerleri bu sürecin yeterince katılımcı olmadığını ve
bu belgedeki önerilerin yeni olmadığını söylediler.
AVRUPA: Salı günü, Avrupa Su
Ortaklığı’ndan Tom Vereijken, Forum’a hazırlanmadaki
Avrupa sürecini tanıttı. Bu Forum sayesinde Avrupa’da
bölgesel bir su vizyonu oluşturulduğu ve en iyi
uygulamaları ve teknolojileri paylaşmak amaçlı bir
Avrupa su-evi oluşturulduğunu da anlattı. Sayın
Vereijken Avrupa raporunu anlattı. Bu raporun bölgesel
sorunlara çözümler ürettiği gibi politik tavsiyeler de
içerdiğini ve diğer bölgelere faydalı olacak ana
mesajlar içerdiğini de anlattı.
Ana
açılış konuşması sunumlarında, DSK Başkanı Loïc Fauchon
panelde önerilen çözümlerin yürütülmesinin siyasi
liderlerin görevi olduğunu belirtti, ve bölgesel
işbirliğinin önemini vurguladı. İspanya’dan Su Müdürü
Marta Moren, AB’deki su kıtlığı ve kuraklığını Avrupa Su
Direktifi çerçevesinde sundu. Avrupa Çevre Örgütünden
Jacqueline McGlade, Avrupa’nın hiçbir kesiminin su
kıtlığına bağışıklılığının olmadığını belirtti ve su
arzına dayalı yönetimin sürdürülemez olduğunu belirtti.
Bundan
sonra üçlü oturumlar başladı. Avrupa’nın su konusundaki
başarı ve sorunlarının ele alındığı oturumda taraflar
arasında şu konular tartışıldı: sürdürülebilir su
kullanımı için uzun vadeli ve kapsamlı bir yönetim
yapısına olan ihtiyaç, su ortaklıklarının su
diyaloglarını başlatmasındaki işlevi, atık su arıtmasını
ve tekrar kullanmasını geliştirmek amaçlı teknik
yeniliklerin altını çizdi. Katılımcılar bölgesel uyumlu
çözümlere olan ihtiyacı vurguladı. Ayrıca katılımcılar
ulusal boyuttaki geniş kapsamlı ekonomik kararlılığın su
projelerinin “bankalaştırılması’na” olan katkısının
üzerinde durdular ve su altyapısını iyileştirirken risk
yönetimin neden olacağı avantaj ve dezavantajlardan
bahsettiler.
Herkes
için sürdürülebilir sanitasyona ulaşmak için yapılan
Avrupa eylemleri ili ilgili oturumda katılımcılar reform
için gerekli ana nedenleri (bunların arasında sağlık
konuları, sanitasyon için ayrılmış fonlar ve aktiviteler
vardı) tartıştılar. Ayrıca Avrupa Birliğinin sanitasyon,
atık su standartları, içme suyu standartları
politikalarını açıkladı.
Son
oturumda, havza yönetimi ve sınırları aşan işbirliği
oturumunda katılımcılar uyumlaştırma kapsamında pan
Avrupa ve uluslararası belgeler üzerinde durdular. Bu
belgeler şunlardı: Avrupa Su Direktifi, BM Su
Konvansiyonu için Ekonomik Komisyonu (SKEK),
Uluslararası Tuna Nehrini Koruma Komisyonu; Avrupa
Birliği-Çin Irmak Havza Yönetimi Programı.
AFRİKA: Çarşamba günü Afrika
Kalkınma Bankası’ndan Mandla Gantsho Afrika bölgesel
raporunu sundu. Sayın Gantsho raporun 2025 Afrika su
vizyonunun tamamlayıcısı olduğunu ve şu ana kadar
kapsamlı danışmanlığı da içeren bir sürecin sonucu
olduğunu belirtti. Sayın Gantsho raporun hali hazırda
politik sözlerin yerine getirilmesine eklemeler
yaptığını ve üç uygulama alanında kaynak teşkil ettiğini
anlattı. Bu alanları şöyle sıraladı: temel hizmetler
için altyapı inşa etmek, enstitü ve operasyon
mekanizmalarını güçlendirmek, ve strateji ve
politikaları tekrar gözden geçirmek. Sayın Ganthso şu
hedefleri saptadığını belirtti: Afrika’daki halkın %
60’ının sanitasyonunu geliştirmek. Afrika Su Bakanlar
Konseyi (ASBK) İdari Sekreteri BaiMass Taal, bu
toplantının bölgesel ve uluslararası sözleri
birleştirerek geniş çaplı bölgesel ve uluslararası
dayanışmayı hareket geçirmeyi hedeflediğini anlattı.
Etiyopya Su İşleri Bakanı Asfow Dingamo Dünya Su
Forumu’nun bir tek Afrika’ya ait felaket senaryoları
değil Afrika’nın başarılarını da kapsanması gerektiğini
açıkladı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Su ve
Sanitasyon Danışma Kurulu Başkanı (SSDK) aynı zamanda da
Hollanda Portakal Prensi Willem-Alexander temel su
sorunlarında giderek artan bir konsensüs olduğunu ve
gerekiyorsa SSDK’nın onlara gerekli yardımı yapacağını
sözlerine ekledi.
G8 Su ve
Sanitasyon Uzman Grubu Başkanı Sfara Giorgio G–8 Afrika
Su Birliği’nin kurulduğunu bildirdi. Bu Birliğin Tokyo
ve Evian Zirveleri’nden alınmış dersler ile yola
çıkacağını sözlerine ekledi. Dünya Su Konseyi Başkanı
Loïc Fauchon (DSK) Afrika’nın su enstitülerinin
kendilerini tecrübeleri ve öncelikleri doğrultusunda
yeniden yaratmalarını ve buna bağlı olarak su haklarını
Afrika’da kendi deyimleri ile anlatmanın yolunu
bulmaları gerektiğini belirtti. Afrika Birliği Komisyonu
(ABK) Başkan Vekili Erastus Mwencha 2008 de Sharm el
Sheikh şehrinde olan Afrika Birliği Zirvesi’nden çıkan
ve 25 Afrikalı Ülke Liderleri’nin de onayladığı su
güvenliği ve sanitasyon ile ilgili sonuçların Forum’a
dahil edilmesini memnuniyetle karşıladı. Dünya
Meteoroloji Organizasyonu Genel Sekreteri Michel Jarraud
(DMO) Afrika enstitüsünü güçlendirmek için DMO
tarafından yapılan hidroloji çerçevesinde su yönetim
sistemlerinin nasıl daha güçlendirildiğini açıkladı.
Teknik
oturumda, katılımcılar Afrika’daki su ve sanitasyon
problemlerinin boyutlarına değindiler. Katılımcılar üç
ana alandaki hedeflere ulaşmak için yılda 50 milyar
dolara ihtiyaç olduğunu anlattılar. Bu alanlar şunlardı:
içme suyuna ve güvenli sanitasyona erişim, tarım için
su, hidroelektrik gücü ve birden çok amaçlı depolama.
Katılımcılar bilgi ve eğitim, çeşitlilik, uygun enstitü
düzenlemeleri, ve uygun altyapı konularında yatırım için
çağrıda bulundular.
Kapanış
oturumunda Güney Afrika 7 inci Afrika Bakanları Su
Konseyine (ABSK) ev sahipliğini yapacağını belirtirken
ikinci Afrika Su Haftasının Kasım 2009’da olacağını
söyledi.
ASYA-PASİFİK: Cuma günü
Asya-Pasifik Su Forumu (APSF) Yönetim Kurulu Yardımcı
Başkanı Ravi Narayanan, bölgesel belgeyi çalışmaya açtı.
Ravi Narayanan bu belgenin taraflar arasında su finans
sağlama ve kapasite geliştirmesi yanı sıra su ile ilgili
felaket yönetimi; yatırım ve sonuçların denetlenmesi ve
gelişme ve ekosistemler için su konularını ele aldığını
söyledi. Sayın Narayanan belgenin ana teması üzerinde
durdu ve bunun merkezden yönetimden kaçınılması ile
beraber uygun finansman ve kapasite temini olduğunu
açıkladı.
Asya-Pasifik Su Forumu’ndan (APSF) Yoshiro Mori, APSF
Bakanları Su Güvenliği Girişimini katılımcılara
bakanların sektörler arası diyalog kurabilecekleri bir
platform olarak tanıttı. Asya ve Pasifik Ekonomik Sosyal
Komisyonu’ndan Siva Thampi, APSF’nin etkinliklerini,
Japonya’da 2007’de yapılan birinci Asya-Pasifik Su
Zirvesinde alınan sonuçların önemini vurgulayarak
belirtti. Asya Kalkınma Bankası’ndan (AKB) Wouter
Lincklaen Arriens, AKB’nin Asya Pasifik Bölgesinde suya
yatırımın artırılmasındaki kararlılığını belirtti ve su
yönetimini iyileştirmek için kendini adamış liderliğin
ve mevcut teknolojilerin geliştirilmesini önemini
anlattı.
Alt-bölgesel temsilciler taraflar arasında bölgelere
mahsus sel, tuzlu su işgali ve su depolama limitleri
gibi sorunları görüştüler. Bunlarla beraber, iklim
değişikliği etkileri, nüfus artışı, enerji talebi ve
şehirleşme; devletlerin verdikleri sözleri yerine
getirmeleri gereği, sınır ötesi su yönetimi
stratejileri; ve çevresel korumanın önemi, su tasarrufu
ve BKHye ulaşma konularını da görüştüler.
Asya
Pasifik bölgesinden bakanlar ve temsilciler, ulusal su
güvenliğini arttırmak doğrultusundaki girişimlerine,
yasal sistemin ve gümrük yapılarının değiştirilmesi;
süresi dolmuş altyapının iyileştirilmesi; su
kaynaklarının sürdürülebilir bir şekilde kullanılması;
nehir yataklarının temel planlama birimleri yapılmaları
girişimlerinin de dahil olduğu bir taslak sundular.
Sınır ötesi su paylaşımı konusunda, bazıları yukarı
nehir devletlerinin aşağı nehir devletlerine olan zararı
azaltmaları veya telafi etmelerini önerdiler.
Su
güvenliğini iyileştirme konusunda yapılan oturumda
katılımcılar öncelikler konusuna değindiler. Şu konuları
öncelikli konular olarak belirlediler: yağmur suyu
kullanımı alanı da dahil olmak üzere bilim, veri
düzenlemesi ve teknoloji geliştirilmesini; azaltma
stratejileri geliştirilmesini; su depolamasını ve
yeraltı suyu yenilenmesini geliştirmeyi; tarımsal su
verimini artırmayı ve özellikle yukarı nehir
yönetiminden sorumlu olan toplumlar içinden daha geniş
paydaşların katılımını teşvik etmeyi kapsadı.
Su ve
Sanitasyon Konusu’nda G8 Uzman Grubu’nun çalışmalarını
katılımcılara güncelleyen Japonya Dışişleri Bakanı
Akihiko Furuya, grubun en son toplantısının 5. Dünya Su
Forumu’nda gerçekleştiğini ve G8 Evian Su Eylem Planı
konusunda grubun bir güncel rapor yazmasına ek olarak
bir de su ve sanitasyon uygulama stratejisi
geliştireceğini not etti.
“TÜRKİYE’NİN İÇİNDE VE CİVARINDA”
ALT-BÖLGESİ: Çarşamba
günü yapılan oturumda Türkiye Devlet Su
İşleri Genel Müdürü, Haydar Koçaker, bölgesel raporu
sundu ve süreci başlatmak için tüm paydaşların katılımı
ile 22 hazırlık oturumu yapıldığını bildirdi.
Ana
konuşmalarda Türkiye Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan
Veysel Eroğlu, “çevresel değişimlerin” uyum ve zararı
azaltma stratejilerinin uygulanmasını gerektiğini
anlattı ve Türkiye’nin su yönetiminde yüzyıllara varan
tecrübesi olduğunu da vurguladı. Türkiye’nin geçmiş
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, insanların suyun
yönetimini daha iyi bir şekilde yaparak dünyayı korumak
yükümlülüğü altında olduklarını belirtti. Ayrıca
barajların ekonomik büyüme ve sosyal ilerleme üzerindeki
önemini de vurguladı.
İklim
değişiminin bölgesel etkileri konusundaki bakanlar
oturumunda taraflar arasında hukuki düzenlemelerin,
erken uyarı sistemlerinin, uyum stratejilerinin ve
işbirliğinin önemine ve sınır aşan sular için hukuki
düzenlemeler, bilimin ve teknolojinin rolü, BKH
ulaşmanın gereğini, ve Uluslararası Su için On yıllık
bölgesel süreç konularına eğildiler. 2012 yılını
Uluslararası Su Diplomasisi yılı ilan etmek için
teklifte bulundu.
AKDENİZ ÜLKELERİ GRUBU: Çarşamba
günü Akdeniz Su Enstitüsü’nden, Hachmi Kennou, oturumu
açtı. Oturumun sonuçları bölgesel bildiriye katkılarda
bulundu. Taraflar arasında bildirinin amacı Akdeniz
bölgesini temel su verileri ve su kaynakları yönetimi
çerçevesinde tanımlamak, BKHleri ve Johannesburg
hedeflerini karşılamadaki gelişmeyi incelemek, bölgesel
paydaşların görüş açılarını sunmak ve işbirliği
eylemlerini daha fazla geliştirmek için yöntemler
bulmak.
Başlangıç
yorumlarında Amb Roza Ieremia (Yunanistan) bölge için
politik öncelikleri belirledi. Bu öncelikler şunlardır:
sürdürülebilir finansman, iklim değişimine uyum ve
zararların azaltılması, entegre su kaynakları yönetimi
(ESKY) ve entegre kıyısal bölge yönetimi (EKBY) arasında
sinerjiler yaratmak. Fas Devlet Bakanı, Abdelkebir
Zahoud bilgi ve teknoloji transferinin önemini anlattı.
Küresel Su Ortaklığı-Akdeniz’den (KSO-Akdeniz) Michael
Scoullos, taslak Akdeniz metninin içeriğini özetledi.
Özette, bölgenin Foruma yeni politik taahhütlerle
yaklaştığını belirtti.
Üçlü
oturumlardan birincisinde katılımcılar taraflar arasında
şu konuları tartıştılar: talep yönetimi ve verimi,
eğitimin rolü, idari sorunları çözümlemek üzere
paydaşların katılımı ve cinsiyet duyarlılığı, sanal su
konsepti, işgal, uyuşmazlık ve sınır aşan sular
konusunda su yönetimi, su,enerji ve yiyecek ihtiyaçları
arasındaki ilişkiler ve Akdeniz havzasında kuzey-güney
işbirliği için ihtimaller.
Kıyı ve
su gelişimi konusundaki ikinci oturumda oturumcular
turizm, kentselleşme ve göçün kıyı şeritlerine
uyguladığı baskılardan söz etti. Katılımcılar Akdeniz’de
tartışmalı da olsa modern teknolojilerin rolünün de
incelenmesi gerektiğini söylediler. Tartışılan diğer
konular şunlardı: karasal ve kıyısal bölgeler arası
zayıf entegrasyonun etkileri, kıyı bölgelerinde turizm
ve tarımın su için rekabet eden sektörler olduğu,
Akdeniz kıyı bölgelerinde tuzdan arındırma ve atık su
arıtımı tesislerinin önemi, entegre su kaynakları
yönetimi (ESKY) ve entegre kıyısal bölge yönetimi (EKBY)
bazen birbiri ile çelişki halinde olsa da ESKY ve EKBY
prensiplerini eşzamanlı uygulamanın önemi, Avrupa
Birliği’nin kıyısal bölgelerinde, Avrupa Birliği Su
Çerçeve Yönergesi’nin doğuracağı sonuçlar, ve diğer
bölgesel inisiyatifler. Diğer bölgesel inisiyatiflere
örnek olarak Avrupa-Akdeniz Ortaklığı, ve bölgesel
işbirliğini teşvik eden Deniz Çevresini ve Akdeniz Kıyı
Bölgesini Koruma Anlaşması gösterildi.
Sonlandırıcı oturumda katılımcılar su talebi yönetimi
konusunda kamu bilinci, fiyatlandırma politikaları ve
politika entegrasyonu prensiplerinin önemini
vurguladılar. Su yönetiminde politik sözleri eyleme
dönüştürmenin önemini vurguladılar ve buna örnek olarak
Avrupa Birliği Ufku 2020 programı kapsamında olan ortak
bölgesel çabaları gösterdiler.
ARAP ÜLKELERİ GURUBU: Perşembe
günü Arap Su Konseyi (ASK) Genel Direktörü Safwat
Abdel-Dayem, Arap ülkelerinin bölgesel raporlarını
anlattı. Bu raporda su yönetimini iyileştirmek için
gerekli önlemlere değindi. Bunların arasında su hakkının
tanınmasının uygulanması ve işbirliği ile beraber bilgi
alış verişi mekanizmaları vardı.
Yüksek
düzey panelinde, DSK Başkanı, Loïc Fauchon forumun dört
ana yükümlülüğünü belirtti, bunlar: suya olan hakkın
uygulaması; su ve sanitasyon için daha fazla fon
bulunması ve daha verimli kullanımı; temiz sürekli su
tedarikinin sağlanmasını denetleyen su müdürlerinin
gerekli mevkilerde olması, ve su kaynaklarıyla ilgili
eğitimin sağlanması. ASK Başkanı Mahmoud Abu Zeid,
tarım, endüstri ve evlere yeterli su dağıtımının zorlu
olduğunu belirtti. Bilgi alışverişinde Arap Su Akademisi
oynadığı olumlu rolü belirtti.
Geçmiş
Sudan Başbakanı Al Sadiq Al-Mahdi, anlaşmaya varabilmek
için tarafsız paylaşımın önemini vurguladı. Irak Su
Kaynakları Bakanı Abdul Latif Rasheed, Türkiye ve Suriye
ile var olan diyalogların yenilenmesi için çaba
gösterdiklerini ve Arap ülkelerinin hali hazırda var
olan uluslararası sınır aşan suyolları anlaşmalarını
onaylamalarını teşvik etti.
Tarım
Kalkınması Uluslararası Fonun‘dan Kevin Cleaver mevcut
inisiyatif sistemlerinin daha verimli teknoloji ve ürün
yetiştirmeleri için yeniden yapılandırılmaları
çağrısında bulundu. Mısır’ın Japonya Büyük Elçisi Kaoru
İshikawa su ve bilim ile ilgili beş mesaj verdi. Sayın
İshikawa’nın verdiği bu beş mesaj şunlardır: mevcut
kaynakların verimli kullanımına saygı, tuzdan arındırma
gibi tekniklerin kullanılması, teknoloji kullanarak
kirli su kaynaklarını temizlemede ‘’doğaya yardım’’, su
kullanıcıları kuruluşlarını adil su kullanımı için
güçlendirme ve sanitasyon ve suyun yeniden kullanımı ile
ilgili halkın görüşlerini düzeltme.
Kapanış
oturumunda akademi politik kuruluşlar devlet ve sivil
toplum örgütü katılımcıları taraflar arasında şu
konuları tartıştılar: su sektörü dışındaki yenilikleri
takip etmek, iyi uygulamaları yaymak, eğitim ve
araştırma ile ilgili iş birliği çalışmalarını
güçlendirmek, ESKY görüşlerini teşvik etmek ve su
uyuşmazlıkları ile ilgili uluslararası anlaşmaların
onaylanmasını hızlandırmak.
ÖZEL OTURUMLAR
EKONOMİK İŞBİRLİĞİ VE KALKINMA ÖRGÜTÜNÜN (EİKÖ)
FİYATLANDIRMA VE FİNANSMAN İLE İLGİLİ RAPORUNUN
HAZIRLANMA SÜRECİ:
Salı günü
EİKÖ Genel Sekreteri, Angel Gurria, “Herkes için Su
Yönetimi-Fiyatlandırma ve Finansman için EİKÖnün
Görüşleri- Politikayı belirleyenler için ana mesajlar”
adlı raporu sundu. Raporda maliyeti azaltmak için tatlı
suyu politik bir hedef olarak belirledi. Ayrıca
finansman, yakıt ve yiyecek, tarifeler ve vergiler, ve
yardım transferlerini sürdürülebilir maliyeti azaltmak
için ek alanlar olarak tespit etti.
Katılımcılar taraflar arasında şu konuları tartıştılar:
özel sektörün katılımı için inisiyatifler ve risk
yönetimi, gelişmekte olan ülkelerde maliyet azaltmak
için olumlu tecrübelerden örnekler, su hizmet
kuruluşlarının kapasitesini artırmak. Tartışılan bazı
diğer konular ise şunlardı: kamusal finansmanda
belirliliğinin sağlanması ve sektörde yatırımların
artmasını teşvik için sürdürülebilir maliyeti azaltmanın
geliştirilmesinin önemi, tarifelerin artırılması ve
çevresel sanitasyon hizmetlerinin daha iyi yapılmasının
mega şehirler için kazanan stratejiler olarak
tanıtılması, maliyet azalmasını ölçebilmek için
araçların geliştirilmesi.
ÇÖLLEŞME! KURAKLIĞI DAHA İYİ YÖNETİM
FIRSATLARINA ÇEVİRME: Pazartesi günü katılımcılar
iki oturuma katıldılar. Bu oturumlarda kuraklığı suyu
daha iyi yönetim fırsatlarına çevirmekten bahsedildi.
İspanya Çevre ve Kırsal ve Deniz İşleri Bakanlığı’ndan
Marta Moren hem ulusal hem de uluslararası alanlarda
daha iyi kuraklık yönetimi yapılması gerektiği
vurguladı. Diğer oturumcular su yönetimi konusunda
alınan derslerin ve iyi yönetim modellerinin
paylaşılması gerektiğini ve halkın bilinçlenmesini
sağlamak amacı ile su verimini artırma kampanyalarının
önemini anlattılar. Ayrıca kriz yönetiminden çok risk
yönetimine doğru gidilmesi gerektiğini belirttiler.
Diğer tartışılan konular ise şunlardı: esnek kuraklığı
azaltma planları hazırlamak, suya dayalı uyuşmazlıkları
çözmek için aşağıdan yukarıya yaklaşımı benimseyen
görüşler kullanma ve kapsamlı bir kuraklık politikası
için öncelikler belirlemek.
Devam
eden görüşmelerinde vurgulananlar şu şekilde idi: su
yönetimini başka çevre sektörleri ile birleştirme;
kuraklığa dayanıklı hayvanlar ve tarım ürünleri; su
havzaları arasında yasal transferler; su sistemlerini
güncelleştirebilmek için gerekli finansal yardımlar;
çiftçiyi en iyi uygulamalar ili ilgili bilgilendirmek ve
çocukların su yönetimindeki planlamaya katılmasını
sağlamanın önemi.
SAĞLIK, ONUR VE EKONOMİK İLERLEME:
TOPLUMSAL CİNSİYET ADALETİ İÇİN GELECEĞE UZANAN YOL:
Pazartesi günü katılımcılar oturumu sanitasyon ile
ilgili suskunluğa paydos çağrısı ile açtılar ve
yapılacak olan sağlık ve eğitimle ilgili projelerde
yeterli tuvalet yapılmasını finansmanın bir önkoşulu
yapılması gerektiğini kalkınma ortaklarına vurguladı.
Katılımcılar Forum’dan önce yapılan Dünya ve Su hazırlık
Konferansı’nı tartıştılar. Bu tartışılan konular
şunlardı: ülke başkanları ve bakanlardan su ve
sanitasyonla ilgili cinsiyete uygun bütçe uygulamaları
talebi, Orta Asya’da su ve sanitasyon ile ilgili
deneyimleri paylaşmak, kadınları bölgesel sanitasyon
temsilcileri olarak yetiştirmekteki başarılar.
İkinci
oturumda, Türkiye’de Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet
Bakanı Nimet Çubukçu kadınların ziraat ve sulamada
oynadıkları rolü hatırlattı. Hindistan’daki Kırsal
Yöreleri Geliştirme Bakanı Santha Sheela Nair tabu olan
menstrüasyon ve defekasyon üstüne bilgi verdi.
Sanitasyon tesislerinin de kullanıma uygun yerler olması
gerektiğini belirtti. Etiyopya Su Kaynakları Bakanı
Asfaw Dingamo, son yirmi yılda cinsiyet meselelerinin
nasıl hükümetin gündemine dahil edildiğini açıklarken
son zamanlarda buna su ihtiyacını karşılamak, sanitasyon
ve temizlik hareketinin de eklendiğini bildirdi.
Katılımcılar daha sonra afet yönetiminde farklı
cinsiyetler, cinsiyet ayrıştırılmış verilerin toplanması
ve Ecosan kuru tuvalet kullanımında karşılaşabilecek
sosyal engellerin önlenmesi konularına değindiler. Diğer
konuşulan konular ise şunlardı tartışmalarında cinsiyet
göstergesi ve uygulaması, bilgi toplama, su ve
sanitasyon için gerekli finans, ve kadın katılımını
artırmak için kapasite artırımı.
SU VE FİNANSAL KRİZ İLE İLGİLİ TEKNİK
UZMAN PANELİ: Salı günü teknik uzmanlardan oluşan bir oturumcu grubu su ve finansal
kriz ile ilgili kendi kişisel görüşlerini
iletmek üzere toplandılar.
Konuşmacılardan biri su ve sanitasyon alanında yatırım
yapılan her doların sağlık ve sosyal maliyetlerini 4-12
dolar arası azalttığı varsayıldığında, sektörün asıl
sorununun mevcut verileri kullanıp gerekli deneyimleri
aktarabilmesini sağlamak olduğunu anlattı. Diğer
konuşmacılar ise uzun vadeli finansman ve ana sermaye
kaynaklarını çekmek için uluslararası finans
kurumlarınca ve onların ortaklarınca alınan önlemlere
dikkat çekti. Bu nedenle gelişmekte olan ülkelerde
riskin azaltılması ve su hizmetlerinin herkes için uygun
maliyette olması için gerekenin yapılmasının önemini
belirtti. Özel sektör sermayesini çekmek için verilen
ulusal ve yerel inisiyatifler tartışıldı. Bu amaçla
verimli finansman ve su kaynakları kullanımı konuları
görüşüldü. Katılımcılar finans bakanlıklarından daha çok
finansman temin edebilmek için su projelerinin sağlık,
eğitim ve yoksulluğu giderici faydaları üzerinde
durulması gerektiğini belirtti. Bazı katılımcılar yerel
ve sanayi müşterilerinin borç ödemelerindeki
isteksizliklerini dile getirdi.
Yerden
gelen sorularda şu hususlar tartışıldı: vergi, tarifler
ve yardımlar arasında denge; Su sektörü reform sürecinde
kurumsal mekanizmaların rolü; su için ödemeler
bilançosu¸suyla ilgili yatırım risklerinin gelişmekte
olan ülkelerde azaltılması.
SULAMA: TARIMDA SUYUN VERİMLİ
KULLANIMI: Cumartesi günü üç oturumda Meksika,
Çin ve Türkiye’deki sulama konusu üzerinde duruldu.
Oturum üç konuyu kapsadı: hukuki ve organizasyon
düzenlemeleri, planlama ve kalkınma, işletim ve bakım.
Meksika
ile ilgili olan panelde, Zaragoza’da 2008 yılında
yapılan su kaynakları yönetimi ile su mahkemesinin
tavsiyelerini açıkladı. Bu tavsiyelerin arasında
katılımcı yönetim stratejilerinin geliştirilmesi,
Meksika’nın enstitü çerçevesi ve sulama alanları
üzerinde merkezden yönetimin idari kontrol ile
azaltılması vardı.
Çin’le
ilgili oturumda Çin’in Su Kaynakları Bakanı Chen Lei,
Çin ile ilgili oturumda ülkesinin dünya yiyecek
güvenliği için oynadığı ana role dikkat çekti. Yiyecek
güvenliğinin arazi bozulması, nüfus artışı, iklim
değişimi ve yiyecek üretimi için su azlığı gibi
sorunlarla karşı karşıya kaldığını da sözlerine ekledi.
Türkiye’den katılan konuşmacılar taraflar arasında
sulama ve kırsal faaliyetler için yeni finansman
stratejilerinin ulusal ekonomi üzerindeki önemini
belirttiler. Türkiye’nin Tarım ve Köy işleri Bakanı
Mehmet Mehdi Eker iklim değişiminin etkilerini
karşılamak üzere hazırlanan eylem planları ve
politikaları anlattı.
Katılımcılar şu konulara değindiler: yaşlanan sulama
altyapısını yeniden yapılandırma ihtiyacı ve kaynak
yönetimi için hukuki çerçeve; devlet su kaynakları
mülkiyet hakları ile ilgili hukuki düzenlemeler ve
koruma gereksinimleri. Katılımcılar sulama yönetimi
faaliyetlerine su kullanan çiftçilerin üye olduğu
birliklerin katılımının sağlanmasını da teşvik ettiler.
Devam
eden tartışmalarda katılımcılar şu konulara dikkat
çektiler: yolsuzluk, su bankalarının su haklarının
transferini düzenlemeleri, sulamayı modernize etme
ihtiyacı, su kullanıcıların oluşturduğu birliklerin
ekonomik sürdürülebilirliği. Katılımcılar enerji
maliyetleri ve sulama teknolojisinin etkileri, sulama
veriminin artırılması için esnek finansman kullanımı ve
su tarımsal kalkınma fonlarının rolünü de tartıştılar.
İKLİMLE İLGİLİ AFETLER:
Cumartesi günü katılımcılar iki oturumda birkaç sunuma
katıldılar. Bu oturumlar şunlardı: “İklim değişikliği
çerçevesinde su ile ilgili afetlerin yönetimi:
Meteoroloji hizmetleri ve su yöneticileri açısından
karşılaşılabilecek zorluklar ve geleceğe bakış”.
Daha
teknik bir görüş açısını kapsayan birinci çeşitli uydu
izleme sistemleri dahil olmak üzere klima ve çevreyi
monitör etme teknolojileri; Dünya Meteoroloji
Organizasyonu iklim değişikliği etkilerini azaltma ve
uygulama stratejileri; iklim verilerinin onaylanması;
konuları görüşüldü.
İkinci
oturumda ise katılımcılar şu konuları ele aldılar: yaşam
kaybını önlemek için kuraklık ve sel yönetiminin çeşitli
paylaşanları ile irtibata geçmek; felaketler ile baş
edebilmek için erken uyarı sistemleri ve felaketlere
karşı durabilme kapasitesi oluşturmak. Güneydoğu Anadolu
Projesinin (GAP) geçim sağlamayı ve kuraklığa engel
olmayı sağlayan iyi bir sürdürülebilir gelişme örneği
olduğu da belirtildi. Katılımcılar daha iyi mevsimsel
yağmur tahmini yapabilme ve politikacılar tarafından
anlaşılabilecek zaman dilimlerine ayrılmış veri sağlama
amaçlarına yönelik iklim veri ve modelleme ürünlerinin
iyileştirilmesi konularına da eğildiler.
Katılımcılar iklim değişikliğinin neden olabileceği
olağanüstü durumlara hazır olmak gerektiğini, hafifletme
gayretlerinde disiplinler arası işbirliğinin önemi;
rezervuar ve yiyecek üretimi yönetimini iyileştirecek
bir ulusal iklim hizmetleri ağı oluşturmanın sağlayacağı
yararlar konularını da görüştüler.
POLİTİK SÜREÇ
5. Dünya
Su Forumu politik süreci dört düzey politikacıdan
oluştu: ülke liderleri, bakanlar, parlamenterler ve
yerel idareler. Bu gruplar Pazartesi’den Pazar’a kadar
sonuçları oluşturmak üzere toplandılar. Ülke liderleri
dünyadaki devletlere hitaben yüksek düzeyde bir eylem
çağrısında bulundular; bakanlar bir Bakanlar
Deklarasyonu kabul ettiler; parlamenterler su ile ilgili
anlaşmazlığa neden olan birçok konudaki tartışmaları
özetlediler; yerel idareler İstanbul Su Konsensüsünü
kabul ettiler.
YEREL YÖNETİCİLER
YEREL
YÖNETİCİLERİN KONUŞMALARI: 91 yerel yönetici ve 200
belediye başkanı Çarşamba ve Perşembe öğleden sonra,
İstanbul Su Konsensusu (İSK’yı) görüşmek üzere
buluştular. Perşembe günkü açık oturum şu konulara
odaklandı: yerel yönetimlerin sorumlulukları; su ve
sanitasyon için finans kaynaklarını harekete geçirme
ihtiyacı; iklim değişiminin etkileri; felaket öncesi
planlama ve felaket sırasında yönetim. Katılımcılar
milletvekili ve bakanlara gönderdikleri anahtar
mesajların altını çizdiler. Bu mesajlar şunları
içeriyordu: yerel yönetimlerin etkin düzenleyici
sistemler ve parasal destek vasıtasıyla güçlendirilmesi;
yerel otoritelerin kendi vatandaşlarının ihtiyaçlarını
en iyi anladıkları, ve parasal kaynakların mevcut olması
koşuluyla, suyun insan hakkı olarak sağlanması için daha
iyi bir konumda bulunduklarıdır.
Kadir
Topbaş, İstanbul Belediye Başkanı, USK’yi takdim etti.
Bu konsey su ile alakalı kırsal ve kentsel sorunları ele
almaktadır. Dominique Lefebvre, Cergy-Pontoise Belediye
Başkanı, Fransa, “Galip veya Destekleyen Şehirler’in”
rolüne dikkat çekerek, uygulama üzerine bir açık oturuma
önderlik etti. “Galip veya Destekleyen Şehirler”
temasının amacı işbirliğini teşvik etmek, önemli
meseleleri öne almak, ve uygulama deneyimlerinden elde
edilen bilgi ve öğrenimin paylaşılmasıdır. Dominique
Lefebvre 45 yerel yönetimin Galip ve Destekleyen
Şehirler olmayı kabul ettiğini iletti.
Bazı
yerel yönetimler İSK’yı tamamen onaylarlarken, diğerleri
“su havzaları arası aktarmaları” na gönderme yapan
kısımlar çıkartılmadığı takdirde imzalayamayacaklarını
belirttiler. Bir diğerleri bu ifadenin çıkartılmasına
karşı çıktı. Su havzaları arası aktarmalarının sınır içi
havzalar arası aktarmalar şeklinde sınırlandırılması
tavsiye edildi; fakat bir çok yönetim bu öneriye, bu
gibi sınır ötesi aktarımların gelişmekte olan ülkeler
için potansiyel önemi olmasından dolayı karşı çıktı.
İSTANBUL SU KONSENSUSU: İSK’daki önemli olaylar şu
prensiplerin tanınmasını içine alır:
- İyi kalite su sağlama ve sanitasyonun
temel bir insanlık hakkı olduğu;
- Suyun kamu tarafından kontrol edilmesi
gereken bir kamu malı olduğu;
- Küresel değişime uyum sağlamak için ve su
kaynaklarının eşit ve en uygun sürdürülebilir
yönetiminin gerçekleşmesi için yerel, bölgesel ve ulusal
düzeylerde tutarlı bir yaklaşıma ihtiyaç olduğu;
- Değer geri kazanımının, toplumun en
zayıfına hizmet sağlayacak, eşitlikçi bir şekilde
sağlanması;
- Su güvenliğinin eşitlikçi ve makul bölüşüm
prensibine dayanması;
- Kapasite oluşturulması, yaratıcı finans
mekanizmalarının ve düzenleyici sistemlerin su ve
sanitasyona erişimi kolaylaştırması; ve
- Yerel ve bölgesel yetkili mercilerin,
yönetimin yüksek düzeyindeki politika süreçlerine
katılmaları.
Yerel yönetimler bu amaçlara cevap verebilmek için
şunları üstlenmelidir:
- Su kaynakları ve su yaşam çeşitliliği
üzerindeki yükün değerlendirilmesi;
- Yerel ve bölgesel poliçelerin dökümlerinin
yapılması ve orta ve uzak dönemdeki su kaynaklarını
tehdit eden sorunlara yönelik uyum sağlama planı
yapılması;
- Yerel önceliklerin ve eylem planlarının
belirlenmesi için menfaat sahipleriyle konuşmalar
başlatılması;
- İSK amaçlarına yönelik amaç ve ölçülebilir
hedefler belirlenmesi; ve
- Hizmetlerin iyileştirilmesi ve yerel
dayanıklılığın arttırılması amacıyla eylem planlarının
uygulanması.
İSK’nın
taslağının ekinde, “önlemlerin” üçüncü noktasında geçen
“havzalar arası aktarmaya” yapılan referans bu taslağın
son sürümünden çıkartıldı ve yerine “havzalar arası
aktarımı” destekleyen yerel yönetimlerin listesi dip not
olarak konuldu.
MEKSİKA SU ÖDÜLÜ:
Çarşamba günü yerel yöneticiler
Compromiso Meksika Su Ödülü sunumuna katıldılar. Meksika
Su Ödülü, su kaynakları yönetimine olumlu etkisi olan,
ve su sağlama, kanalizasyon sistemi ve sanitasyon
hizmetleri ile ilgili ölçülebilir sonuçlar gösterebilen
kamu poliçelerine verilir. Ödüller şu bölgelere verildi:
Guangzhou Bölgesi, Çin; Leon, Guanajuato, Meksika; ve
Lima, Peru.
PARLEMENTERLER
Sayın
Köksal Toptan, Konuşmacı, TBMM başkanı, dünyanın dört
bir yanından su sorunlarını görüşmek üzere gelen 263
milletvekilini ağırladı. Bahsi geçen su sorunları;
küresel değişim, sınır ötesi sular, yerinden yönetim, ve
su ve sanitasyon hakkı konuları etrafında derlendi.
Görüşmeler sırasında, pek çok ülke sınır
ötesi “çıkar paylaşımına” ve işbirliğine olan ihtiyaca
dikkat çekti. Bazı milletvekilleri, 1997 BM Su Yolları
Sözleşmesi’ni geçerliliğe sürmeyi tavsiye etti;
diğerleri “sınır ötesi” ve “uluslararası” su yolları
üzerinde ayrı bir sistem anlaşması çağrısında bulundu.
Yerinden yönetim cesaretlendirildi ve milletvekilleri
yönetmeliklerin yerel seviyede etkili su yönetimi
oluşturulmasındaki önemli rolünü kaydettiler. Irak’tan
bir milletvekili Dicle ve Fırat nehirleri konusunda
bölgesel işbirliğini sağlamak üzere üçlü anlaşma
çağrısında bulundu. Bazı milletvekilleri, su sorunları
konusunda milletvekilleri arasında işbirliğinin devamını
kolaylaştırmak için Dünya Su Meclisi’nin oluşturulmasını
destekledi.
Su hakkı görüşmeler sırasında üzerinde
durulan bir konuydu. Görüşmelerde bulunan birçok
milletvekili, etkili yönetime, kamu kaynaklarını
görüntülemeye, hakların uygulanması için mahkemelere
erişime, hakların uygulanmasını amaçlayan uyuma ve
hissedarlığa olan ihtiyacı vurguladı. Diğerleri suyun
bir insan hakkı olarak anayasallaştırılmasının
zorluklarına işaret etti. Oturum ABD Senatörü Richard
Durban tarafından bir video ile kapandı. Bu video ABD
senatosundaki, HYRKY’nin gelişmekte olan ülkelerdeki 100
milyon insana temiz su sağlama çabalarına katkıda
bulunabilecek bir yasama ile ilgiliydi.
PARLAMENTERLERİN VARDIĞI SONUÇLAR: Milletvekilleri
aşağıda sıralananlara olan ihtiyacı vurguladılar:
- Suyun insan hakkı olarak tanımlanması,
kodlanması, ve uygulanması;
- Anlaşmazlık esnasında su altyapılarının
hedef alınmaması;
- Dünya Su Meclisi oluşturulması;
- Ulusal su bütçelerinin %1’ini gelişmekte
olan ülkelerin BKH hedeflerine ulaşmalarına yardım için
ayrılması;
- Yerel yöneticileri güçlendirmek için su
sektörünü yerinden yönetime geçirme;
- Kopenhag’daki 2009 BM iklim değişikliği
müzakerelerinde su sorunlarıyla iklim değişikliği
arasında bağlantı kurulması;
- Sürdürülebilir gelişme çerçevesinde
çevrenin korunması ve kirliliğin azaltılması; ve
- Kadın ve sivil toplumların rolünün
arttırılması.
YEREL YÖNETİCİLER VE PARLAMENTERLER ARASINDAKİ
KONUŞMALAR
Ayrı
toplantılar sonrasında, milletvekilleri ve yerel otorite
temsilcileri, Perşembe günü yerinden yönetim, ve su ve
sanitasyon hakkı konusunda görüşmek için biraraya
geldiler. Mustafa Öztürk, TBMM, hükümetin değişik
seviyeleri arasındaki işbirliğine olan ciddi ihtiyacı
not ederek oturumu açtı. Toplantı başkanı Mohamed Saäd
El Alami, Parlementoyla ilişkilerden sorumlu bakan,
Fas’tan, su kaynaklarının, uygun yasa ve politikalarla,
sürdürülebilir kullanımını sağlamanın gerekli olduğunu
belirtti. Konuşmacılar ulusal- ve yerel-düzey
yönetimlerin rollerini ve yerinden yönetim işlemini
tartıştılar. Tartışmalar, suyun insan hakkı olmasına;
gelişmekte olan ülkelerin su bütçelerinin bir kısmının
BKH hedeflerine ulaşmayı desteklemek üzere ayrılmasına;
anlaşmazlıklar sırasında su altyapılarına verilen
zararların tazmin edilmesine değindi. Zekai Şen,
İstanbul Teknik Üniversitesi’nden, çıktıların belirli
eylemlere dönüştürülmesine duyulan ihtiyacı not ederek
oturumu sonuçlandırdı.
ÜÇ
TARAFLI ÜST DÜZEY GÖRÜŞMELER
Türkiye’nin geçmiş Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış,
bakanlar, parlamenterler, ve yerel idareciler arasındaki
üç taraflı üst düzey görüşmeleri başlattı. Sayın Yakış
yerel idarecileri 19 Mart İstanbul Su Konsesusunu (İSK)
kabul ettikleri için ve 50 yerel idarenin bu belgeyi
imzalamak üzere söz verdikleri için tebrik etti.
Oturum
esnasında Birleşik Arap Emirlikleri’nden, Çevre ve Su
Bakanı Rashad Ahmed, geleneksel su kaynaklarının
dışındaki kaynakların önemine değindi ve suyun adilane
paylaşımının barış için bir önkoşul olduğunu vurguladı.
Arjantin Güney Ortak Pazar Parlamentosu’ndan (GOPP)
Oscar Castillo, küresel su krizinin çözümlenebilmesi
için su ile ilgili problemlerin köküne inmek gerektiğini
belirtti. Meksiko Milletvekili Meclisi’nden Azınlık
Milletvekili, Ruth Zavaleta Salgado suyun bir insan
hakkı olduğu konusunda fazla bir gelişme kaydedilmediği
için üzgün olduğunu bildirdi.
Başka
milletvekilleri şu konulara değindiler: yerel
yönetimlerin kapasitelerinin artırılması; sınırları aşan
işbirliğinin artırılması; su kaynaklarının korunması; ve
ekosistemin korunması. Belediye başkanları suyun bir
insani hak olduğunu dolayısı ile yerel yönetimlere bu
konu ile ilgili finansal ve teknik yardımın sağlanması
gerektiğini öğüt verdiler. Konuşulan konular arasında:
uyuşmazlık durumunda su alt yapısının zarar görmemesi,
insanların su hakkı için su kaynaklarını korumaları,
yolsuzluk ve finans eksikliğinden doğabilecek sorunlar.
BAKANLAR KONFERANSI
Bakanlık
Bildirgesini tamamlamak üzere yaklaşık 100 bakan Cuma
gününden Pazar gününe kadar toplandı. Bakanlar
Konferansının sonuncu oturum sınırları aşan suyolları
ile ilgili Bakanlar Bildirisinin 16. Maddesindeki “var
olan anlaşmalara uygunluk” referansının çıkartılması
talebinde bulunarak Etiyopya tarafından açıldı.
BAKANLAR OTURUMU YUVARLAK MASA
OTURUMLARININ ÖZETLERİ:
Pazar günü sekiz oturum başkanı Cumartesi
günü yapılan oturumlarının ana sonuçlarını özetlediler.
“Tatlı su kıyı bölgeleri”nin tartışıldığı oturumda bu
konuda uluslararası hukuki çerçeve düzenlemelerinin
olduğu ama uygulamanın zayıf idare nedeni ile yavaş
kaldığını belirttiler. Entegre okyanus ve kıyı yönetimi
ve ESKYyi birleştirmek için bölgeler altı
inisiyatiflerin ve uluslararası stratejilerin önemine
değindiler.
“Su ile
ilgili afetlerin etkilerinin azaltılması” konusunda
bakanlar açık oturumu su ile ilgili afetler ve riskin
azaltılması, ulusal sel ve kuraklık yönetimi planları,
bilgi paylaşımı, verilerin toplanması ve veri
belirleyici unsurların uyumlu duruma getirilmesi,
önleyici tedbirlerin uygulanması için güçlü politikalara
ihtiyaç olduğunu belirlediler.
“Su ve
iklim değişimi gündemlerini birbirine bağlamak” ile
ilgili yuvarlak masa oturumunda devlet temsilcileri
uyumun artan önemine, değişik bölgelerin ihtiyaçlarına,
ve zararın azaltılması ve uyum ile ilgili sinerjileri
anlattılar. İklim değişimine uyum sağlamak için
yatırımın varlığını temin etmek için finansman
mekanizmalarını geliştirmek, kamu bilincini kullanarak
faliyete geçirmek, bilim ve teknoloji gelişimi konusuna
yatırımda bulunmak konularının çok önemli olduğu
iletildi. Suyun planlama ve eylem için bir çerçeve
oluşturması gerektiği ve suyun Eylül 2009 yılında Üçüncü
Dünya İklim Değişimi Konferansında ve 2009 Aralık ayında
Kopenhag’da yapılacak olan iklim değişimi görüşmelerinde
de kullanılması gerektiğini anlattılar.
“Enerji
için su ve su için enerji” adlı yuvarlak masa oturumunda
taraflar arasında su ve enerji sektörleri arasında
uyumlu çalışmak ve entegrasyon sağlamak, suyun birden
çok kullanım imkanı, su kaynakları havza seviyesinde
ESKY ilkelerini kullanarak yönetmek, ve çevresel etki
değerlendirmeleri kullanarak su projelerini
sürdürülebilir kalkınmaya uygun yapmak konuları
tartışıldı. Oturumda Dünya Su Forumu ve Dünya Enerji
Forumu arasındaki bağların güçlendirilmesi ve su ile
enerji konularını ele alan diğer uluslararası süreçlerle
de daha yakın iletişim teşvik edildi.
“Su
altyapısı ve enerji hizmetleri finansmanı” konusundaki
bakanlar yuvarlak masa oturumu ulusal finansal plan ve
stratejiler geliştirmenin ve uygulamanın önemi,
tekliflerin finanse edilebilirliliklerinin
geliştirilmesi, kamu-özel ortaklıklarını geliştirmek,
finansal planlama için ülke kapasitesini geliştirmek
gibi konular üzerinde durdu. Ayrıca finansal krizin
faaliyete geçmemek için bir özür olmak yerine verimi
artırmak için bir inisiyatif olması gerektiği
vurgulandı.
“Afrika’da su gelişimi” ile ilgili bakanlar yuvarlak
masa oturumunda bakanlar gelişimi uygulamak ve
denetlemek için uygun mekanizmaların önemine, geleneksel
cinsiyet yaklaşımlarına, bölgesel entegrasyona, mevcut
araçları kullanarak su ve sanitasyon teminin
iyileştirilmesine, ve BKHyi gerçekleştirmek üzere
finansmanı artırmanın önemine değindiler. Ayrıca Afrika
Su Kalkınma Gündemini yürürlüğe geçirmek için verdikleri
sözü de vurguladılar.
“Yiyecek
için su ve yoksulluğu yok etmek” konusunda bakanlar
tarım için suyun sektörler arası boyutuna eğildiler ve
tarımın diğer herhangi bir sektörden daha çok su
kullandığını anlattılar. Tarım için suyu bir öncelik
yapmanın önemine, teknolojiye yatırım yapmanın önemine,
altyapıyı iyileştirmenin önemine, güney-güney işbirliği
dahil olmak üzere işbirliğini artırmanın önemine,
tarımsal paydaşların karar alma sürecine katılımlarını
sağlamanın önemine değindiler. Ayrıca iklim değişimi
konusunun ve yatırımları artırmak ve mobilize etmek için
uygun finansman temini konularının kritik olduğunu
belirttiler.
“Uluslararası sanitasyon yılının (USY) ötesinde ve su ve
sanitasyon hakkının uygulanması” konusundaki yuvarlak
masa oturumlarında temsilciler USY’nin kamu bilincini
artırmakta yararlı olduğunu ancak dar gelirlileri
kollayan politikaların daha yenilikçi olmaları
ihtiyacını, verimli ulusal politikaların ve finansman
rejimlerinin üretilmesinin önemini ve BKH’ye ulaşmak
için kaynakların mobilize edilmesi gereğini anlattılar.
Su hakkı da oturumda tartışıldı. Bakanlar Dördüncü Dünya
Forumu’ndan bu yana su ve sanitasyona erişim hakkının
çok dikkat çektiğini ve bu hakların BKH’lere ulaşmak
açısından kritik olduklarını söylediler. Bakanlar bazı
ülkelerin su hakkını anayasal bir hak olarak ulusal
hukuki düzenlemelerle koruduklarını da sözlerine
eklediler. Bazı bakanlar İstanbul Bakanlar
Deklarasyonu’nun suyun ve sanitasyonun bir insan hakkı
olduğu konusunu yeterince tanımadığını savundular. Başka
bazı bakanlar ise İnsan hakları Konseyi Bağımsız
uzmanının raporunun sonucu alınmadan güvenilir içme suyu
ve sanitasyona erişimin bir insan hakkı olarak
tanınmasının açık olarak ifade edilmesinin
yükümlülüğünün erken olacağını dile getirdiler.
ANA PAYDAŞLARIN YUVARLAK MASA
OTURUMLARINA CEVAPLARI: Su ve sanitasyona
erişimin korunması konusunda Cinsiyet ve Su Ortaklığı
grubundan bir temsilci Bakanlar Deklarasyonu’nun zaman
içinde geri gittiğini savundu. Temsilci, halkını
korumanın ve özellikle de en savunmasız halkı korumanın
devletin rolü olduğunu iletti. Temsilci her insana belli
bir miktarda bedava su temin etmenin gerekli olduğunu ve
her çocuğun ve özellikle de kız çocuklarının özel
ihtiyaçları da göz önüne alınarak güvenli sanitasyona
hakları olduğunu sözlerine ekledi.
Su için
Ticari Faaliyet’ten bir temsilci suyun ticaret için
kritik derecede önemli olduğunu, ticaretin de ekonomi ve
iş imkanları için aynı önemi taşıdığını bildirdi.
Temsilci su, enerji ve yiyeceğin birbiri ile ayrılmaz
bir bağ olduğunu ve diğer teknolojilerin kıyı
bölgelerinde su ile ilgili sorunları çözmek için müsait
olduklarını anlattı. Temsilci finansman konusunda
Dördüncü Dünya Forumu’ndan bu yana gelişme
kaydedildiğini de sözlerine ekledi.
Kamu
Kuruluşları ve ticari sendika temsilcileri BM
faaliyetleri kapsamında da Dünya Su Forumu benzeri
forumların düzenlenmesi ihtiyacı üzerinde durdular.
Böyle forumların su ve sanitasyon hakkı üzerinde
bağlayıcı sonuçlar doğuracaklarını ilettiler. Kamu
kuruluşları ve ticari sendika temsilcileri su
işçilerinin de rollerini göz önüne alarak devletleri
sürdürülebilir suya erişim ve sanitasyon hakkı için
gerekli araçları kullanmaya davet ettiler.
BAKANLAR DEKLARASYONU RESMİ ADAPTASYONU: Hindistan
Forum’un Birleşmiş Milletler 2009 iklim değişikliği
müzakerelerine güçlü bir mesaj yollaması gerektiğini
belirtti. Aynı zamanda bütün ulusların iklim
değişikliklerinde olayı ortak etkilenmelerine karşı
iklim değişiklikleri hakkında ayrı birer görevleri
olduğunu ve iklim değişikliklerine karşı daha güçlü bir
çalışma yapılması gerektiğini de belirttiler.
5. Dünya
Su Forumu’ndan çıkan en önemli neticelerin Bakanlar
Deklarasyonu ve İstanbul Su Konsensüs’ü olduğunu
belirten Türkiye Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu
Bakanlar Bildirisinin resmi olarak benimsenmesi
çağrısında bulundu. Sayın Eroğlu taslağın 4 Mart 2009’
da tamamlandığını ve bu taslağın uzun bir hazırlık
sürecinin son belgesi olduğunu ve bazı temsilciler
tarafından talep edildiği üzere tekrar görüşmeye
açılmayacağını bildirdi.
- Bakanlar
Deklarasyonu taraflar arasında şu taahhütleri
bulunduruyor:
- BKH hedeflerine ulaşım için daha yoğun
destek
- Nehir havzalarında ESKY uygulanması
- Su-talebi yönetiminin geliştirilmesi
- Ekosistemlerin korunması, esnekliği
artırma ve çevre akışını korumak
- Su nedeni ile olan doğal afetlerin
engellenmesi ve cevaplandırılması
- Birleşmiş Milletler sistemi kapsamında
suyun temel bir ihtiyaç olduğunu ve insan hakları
üstünde konu ile ilgili gerekli çalışmanın yapılmasını
sağlamak
- Gelişim planlamalarında su ve sanitasyona
gerekli önceliğin verilmesi
- Sınır aşan su kaynaklarının korunmasında
ve sürdürülebilir kullanımda gerekli önceliğin verilmesi
- Sınır aşan su kaynaklarının korunmasında
ve sürdürülebilir kullanımda gerekli olan iş birliğini
sağlamak
- Uyuşmazlık durumlarında su kaynaklarının
uluslararası yasalar tarafından korunmasına gerekli
saygının gösterilmesi
Forum
sırasında en çok konuşulan 15. madde suyun temel bir
insan hakkı olması idi. Bazı ülke katılımcıları suyun ve
sanitasyonun temel insan hakkı olduğunu ve suyun
kültürel değerinin de göz önüne alınması gerektiğini
aynı zamanda yerel halkın su yönetimine dahil edilmesi
gerektiği çağrısında bulundular.
KAPANIŞ BİLDİRİSİ: Dünya Su Konseyi Başkanı Ger
Bergkamp su gündeminin hükümetler tarafından ön
safhalara getirilmesini diledi. Sayın Bergkamp Dünya Su
Konseyi’nin kapasite kalkınması taahhütlerini yerine
getirmek için gerekli yardımları da yapacaklarını
sözlerine ekledi.
Türkiye
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu bu Forum’un 120
farklı ülkeyi bir araya getirttiği gibi su sorunları, ve
sürdürülebilir kalkınma için su yönergeleri yaratmaya
da yardımcı olduklarını belirtti. Sayın Eroğlu bu Forum
da alınan karar ve uygulamaların “Barış, kardeşlik ve
işbirliği” için bir platform olduğunu belirterek
sözlerine son verdi.
YÜKSEK DÜZEY OTURUMLARI
Devlet
başkanları Pazartesi günü bir araya gelip yüksek düzeyli
bir anlaşma imzaladılar. Anlaşma ulusal hükümetler,
uluslararası örgütler ve diğer paydaşlarla ortak bir
vizyon ve su kaynaklarının sürdürebilir kalkınması ve
yönetimi çerçevesinde herkese temiz su ve sağlık
hizmetlerini sağlama başvurusunda bulunmaktadır. Anlaşma
su kaynaklarının gerekli kapasite ve düzgün bir şekilde
dizayn edilmiş altyapı olmadan yürütülemeyeceğini ve bu
konulara yatırımların öncelik alması gerektiğini
belirtmektedir.
FORUMUN KAPANIŞI
5. Dünya
Forumu 22 Mart Pazar günü öğleden sonra kapandı, bugün
aynı zamanda Dünya Su Günü idi.
DÜNYA SU GÜNÜ – SINIR AŞAN SULAR
Katılımcılar Sanjeev Chatterjee ve Ali Habashi
tarafından yapılan “Bir Su” isimli ödül kazanan, 14
ülkede beş yıl süresince çekiminin devam ettiği
belgeseli seyrettiler. Belgesel şu elektronik ortamdan
indirilebilir:
http://1h2o.org/
BMEBİÖ’nün Genel Müdürü adına Uluslararası Hidrolojik
Program’dan András Szöllösi-Nagy, “sınırları aşan
havzaların küresel değişime adaptasyonunu” adlı yüksek
düzeyli yuvarlak masa oturumlarını anlattı. Sayın
Szöllösi-Nagy, dünya çapında toplam 263 ortak su
boşaltma havzası ve 273 yeraltı su havzası olduğunu ve
bu havzalara 3 milyar insanın ihtiyacı olduğunu
belirtti. Sayın Szöllösi-Nagy, suya ihtiyacı olan bu
insanların ortak su kaynakları için büyüyen mücadeleden
kaynaklanan su ile ilgili anlaşmazlıkları önlemek için
işbirliği ve dayanışma ilkelerinin benimsenmesi
gerektiğini belirtti.
Yuvarlak
masa görüşmeleri sırasında, Küresel Çevre Tesisi’nden
(KÇT) Alfred Duda, KÇT ve ortaklarının rolünü vurguladı.
Bunların arasında: güven artırmak ve işbirliği sağlamak
için mali hüküm sürecini başlatmak, teknik destek ve
üçüncü tarafların katılımlarının kolaylaştırılması
bulunuyordu. Sayın Duba, sınır aşan anlaşmaların giderek
iklim değişikliğini ele aldıklarını belirterek, havza
kuruluşlarına KÇT desteğinin BM İklim değişikliği
Çerçeve Sözleşmesi altında büyük proje uygulamaları
sağlayacağının altını çizdi.
İsviçre Çevre Federal Ofisi’nden Sibylle
Vermont Kongre’nin sınır ötesi kaynakları yönetmekte
kullanılması için birçok teknik yönerge ve araçlar
geliştirdiğini kaydetti. Kongre’nin ülkelerin
ikili ve çoklu pazarlıklara girmelerini ve birleşik
organlar kurmalarını zorunlu kılmasından dolayı
işbirliğini teşvik ettiğini belirtti.
Stockholm
Uluslararası Su Enstitüsü sözcüsü Anders Berntell,
görüşmelerdeki bir takım kavramsal “uyumsuzlukların”
altını çizdi. “Sınır ötesi” ve “Uluslararası” sular
arasındaki ve devlet egemenliği ve kaynakların birlikte
yönetilmesi arasındaki uyumsuzluklar bunlar arasındaydı.
KAPANIŞ TÖRENİ
GENÇLİK FORUMU DEKLARASYONU: Genç delegeler Dünya Su
Forum’undaki katılımlarının savunmasızlıklarından değil
kapasitelerinden dolayı olduğunu ilettiler. Ayrıca genç
delegeler bu Forumda paydaş olmak yerine ortak olmak
istediklerini bildirdiler. Bakanlık Deklarasyonu’ndaki
su temel bir insan hakkı olduğunu daha açık olması
gerektiğini söylediler.
Daha sona
25 ayrı ülkeden katılan genç katılımcılar tarafından
yazılmış olan Gençlik Deklarasyonu’nu okudular. 5. Dünya
Su Forumu temalarına göre düzenlenmiş Deklarasyon şu
şekilde açıklandı:
- Kopenhag’da olacak 2009 Birleşmiş
Milletler iklim değişikliği müzakereleri’ne 5. Dünya Su
Forumu’ndaki önerilerin götürülmesi
- Ulusal yasalarda temiz, uğraşılır, emin ve
kolayca ulaşılabilinir suyun temel bir insan hakkı
olduğunun konulması
- Katılım olmadan iyi idare olamayacağı
- Hükümetlerin kayıtsız şartsız ödeyebilme
kapasitesi olan veya olmayanlara içme suyu sağlaması
gerektiği ve
- Eğitimleri konusunda karar verilme
aşamasında gençlerinde katılımının cinsiyette duyarlı ve
güncel sosyal mücadelelere uygun katılımlarının
sağlanması
KYOTO
DÜNYA SU BÜYÜK ÖDÜLÜ: Japonya Küresel Çevre
Politikaları Yöneticisi Hitoshi Ohshima Kyoto Dünya
Büyük Su Ödülü’nü grassroots faaliyetlerini sürdüren bir
sivil toplum örgütüne verdi. Ödül Jüri Başkanı William
Cosgrove finale kalan son 10 yarışmacının da kadınlar ve
gençliği çok çeşitli projelerine katmış olduklarını
belirtti. Sayın Cosgrove finalistlerin yapmış olduğu bu
öncülüğe iyimserlik ile yaklaştı ve Foruma katılan
politikacıların da bu konulara destek vermelerini
istedi. Sayın Cosgrove ödülü Hindistan’dan Su Sınırı
Çizgisi Organizasyon Tröst’a (Watershed Organizatıon
Trust) verdi. Marcella D’Souza ödülü kabul etti ve suyun
birleştirici bir güç olması gerektiğini sözlerine
ekledi.
KAPANIŞ KONUŞMALARI: Beşinci Dünya Su Forumu’ndan
Oktay Tabasaran, Forum’da elde edilen bilgilerin ve
ulaşılan sonuçların İstanbul’un dünyaya verdiği hediye
olacağını bildirdi. Sayın Tabasaran Foruma kadınların da
adilane bir şekilde katıldıklarını anlattı. Sayın
Tabasaran DSİ, DSK, İstanbul Su Örgütü, İstanbul
Belediyesine Forum’u destekledikleri için teşekkürlerini
iletti. Ayrıca Sayın Tabasaran Su Örgütü, Dünya Su
Konseyi ve Forumun düzenlenmesine katkıda bulunan
binlerce kişiyi de yardımlarından dolayı tebrik etti.
Kapanış
yorumlarında, Dünya Su Konseyi Başkan Yardımcısı Ben
Braga, su ile ilgili sorunların yeni düşünme şekilleri
ve somut eylemlerle çözülmeyi hak ettiğini anlattı.
Sayın Braga, Beşinci Dünya Su Forumunun açık ve
demokratik katılımı ve bilgi paylaşımını destekleyici
yeni bir süreç başlattığını bildirdi. BM Çevre Programı
geçmiş Genel Müdürü Klaus Toepfer, Beşinci Dünya Su
Forumunun hazırlanmasının üç yıllık bir süreci
kapsadığını söyledi. Sayın Toepfer BM Çevre Programının
“Yeni Yeşil Eylem Planı”nı anlatırken bunun ekonomik
krizi sürdürülebilir olarak açıklayan bir yöntem
olduğunu da sözlerine ekledi. Sayın Toepfer
katılımcıları kadınları su yönetimindeki rolünü
tanıdıklarından ötürü övdü. Çölleşme süreci konusunda
ise hem su hem de çölleşme ile ilgili sorunların 2012
iklim değişimi sonrası çerçevesinde ortak olarak
incelenmeleri gerektiğinin önemini de vurguladı.
Dünya
Sağlık Örgütü eski Genel Müdürü Tomris Türmen temiz su
ve pis su arıtım sistemlerinin bilim adamlarının en
önemli buluşu olduğunu belirtti. Sayın Türmen dünyanın
hassas nüfusunun daha iyi sürdürülebilirliği olan
geleceği için BKH hedeflerinin uygulanmasının öneminden
bahsetti.
Türkiye
Orman Bakanlığı Müsteşarı Hasan Sarıkaya söyle konuştu:
“Su biz olmadan var olabilir ancak insanlar su olmadan
var olamaz”. Sayın Sarıkaya Forum’da bahsedilen en büyük
sorunun suyu en iyi idare etmenin sorusu olduğunu
belirtti ve katılımcıları demokratik ve şeffaf
katılımlarından dolayı tebrik etti. Sayın Sarıkaya
Forum’un suyu ve su ile ilgili iyi yönetim
politikalarını politik gündemin ön safhalarına çekmek
hedefine ulaştığını bildirdi. Sayın Sarıkaya ilgili
paydaşların İstanbul Forum’u sonrasındaki faaliyetlerini
değerlendirmek üzere Dünya Su Konseyinin göstergeler
hazırlamasını teklif etti. Sayın Sarıkaya öğleden sonra
1:45 itibarı ile Forum’un kapandığını ilan etti.
YAKINDA OLACAK TOPLANTILAR
2. AVRUPA SU KONFERANSI: Konferans 2-3 Nisan 2009
tarihleri arasında Brüksel, Belçika’da yapılacak. AB’nin
her yanından katılacak menfaat sahipleri, su yönetim
sorunlarını görüşecekler ve Nehir Yatağı Yönetim
Planlarının geliştirilmesinde etkin katılımda
bulunacaklar. Daha fazla bilgi için: Euro Keys Sprl,
tel: +32-02-777-9979; fax: +32-02-770-3601; e-posta:
ewc2009@eurokeys.com; Internet:
http://www.ewc2009.eu/
3. YANGTZE FORUMU:
Bu toplantı 20-21 Nisan 2009
tarihlerinde Yangtze Çin’de yapılacak. “İklim değişimi
ve şehir su güvenliği” konulu bir alt-forum içerecek. Bu
alt-forumun odak konuları şunlardır: uluslararası
iletişim ve görüşmeleri teşvik etme; iklim değişimi ve
iklim değişiminin hidrolojiye ve şehir su güvenliğine
olan etkisi ile ilgili konularda tecrübe, teknoloji ve
bilgi paylaşımı; ve modern şehirlerde su yönetimini göz
önüne alan sürdürülebilir şehir kalkınmasını teşvik
etme. Daha fazla bilgi için: Wu Quanfeng, Yangtze Forum
Sekreteri; e-posta: secretariat@yangtzeforum.org;
Internet: http://www.yangtzeforum.com/
SU KAYBI 2009:
Bu konferans 25-29 Nisan 2009
tarihlerinde Cape Town, Güney Afrika’da olacaktır.
Konferans, bir seri USD (Uluslararası Su Derneği) su
kaybı azaltılmasına özel konferanslarından beşincisidir.
Konferansın amacı su kaybı değerlendirmesi, yönetimi,
sızıntı azaltılması ve kontrolü, ve müşteri sayaçlarının
iyileştirilmesi konularında uluslararası en iyi
uygulamaları görüşmektir. Daha fazla bilgi için: Su
Kaybı Çalışma Kolu Başkanı Bambos Charalambous; e-mail: bambos@wbl.com.cy; Internet:
http://www.waterloss2009.com/
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERİNİN SU
KAYNAKLARI VE SAHİL YÖNETİMİ KONULU ULUSLARARASI
SEMİNER: Bu konferans 4-6
Mayıs 2009 tarihlerinde Manado, Endonezya’da
yapılacaktır. Konferans iklim değişikliği etkilerine
bağlantılı olan su kaynakları ve sahil geliştirme ve
yönetimi konularında deneyimleri paylaşacaktır. Daha
fazla bilgi için: Müdüriyet Personeli Başkanı, tel:
+62-21-722-4531; fax: +62-21-7279-2263; e-posta: info@hathi-manado.org; Internet:
http://www.hathi-manado.org/
17. BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SÜRDÜRÜLEBİLİR
GELİŞİM KOMİTESİ OTURUMU (SGK-17): SGK-17, 4-15 Mayıs 2009 tarihleri arasında, New York’da
(ABD) gerçekleşecektir. SGK-17 şu sıralanan konulara
odaklanmış bir poliçe oturumudur: tarım, köysel gelişim,
arazi, kuraklık, çölleşme ve Afrika. Daha fazla bilgi
için: DESA Müdürlüğü; tel: +1-212-963-8102; fax:
+1-212-963-4260; e-mail: dsd@un.org; Internet:
http://www.un.org/esa/sustdev/csd
34. ULUSLARARASI SMGM KONFERANSI –
SU, SANİTASYON, VE TEMİZLİK: SÜRDÜRÜLEBİLİR GELİŞME VE
ÇOK-KESİMLİ YAKLAŞIMLAR: Bu konferans 18-22 Mayıs 2009 tarihlerinde Addis Ababa,
Etiyopya’da yer alacaktır. Su Mühendisliği ve Geliştirme
Merkezi (SMGM) uluslararası konferansı, gelişmekte olan
ülkelerde su ve sanitasyon yenilemesiyle ilgili
pratisyenler, karar mercileri, akademiler ve
araştırmacılara yöneliktir. Daha fazla bilgi için:
Martine Morton; e-mail:
m.c.morton@lboro.ac.uk; Internet:
http://www.wedcconference.co.uk/
BMCP
SINIR ÖTESİ TATLI SU YÖNETİMİNİ GÜÇLENDİRME KONFERANSI –
ÇEVRESEL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK SORUNU: Bu konferans
20-22 Mayıs 2009 tarihlerinde Bangok Tayland’da
yapılacaktır. Konferansın ana hedefi sınır ötesi tatlı
su yönetimindeki sorun ve fırsatları belirlemek ve
iyileştirmek için gerekli öncelikli faaliyetleri
belirlemektir. Daha fazla bilgi için: Bakary Kante,
Çevresel Yasa ve Sözleşmeler Bölümü, tel:
+254-20-762-4011, fax: +254-20-762-4300; e-posta:
bakery.kante@unep.org; Internet:
http://www.unep.org/environmentalgovernance/Events/StrengtheningTransboundaryFreshwaterGovernance/tabid/475/language/en-US/Default.aspx
2009 DÜNYA SU HAFTASI:
Bu toplantı 16-22 Ağustos 2009 tarihlerinde Stokolm
İsveç’de gerçekleşecek ve Stokolm Uluslararası Su
Enstitüsü (SUSE) ev sahipliği yapacaktır. Bu yıllık
olayın 2009 oturumu “Küresel Değişime Karşılık Verme:
Kamu Yararı için Suya Erişim” teması etrafında
düzenlenecektir. Daha fazla bilgi için: tel:
+46-(0)8-522-139-60; fax: +46-(0)8-522-139-61; Internet: http://www.worldwaterweek.org/
DÜNYA ŞEHRİ SU TOPLANTISI 2009: 18-21 Ağustos 2009 tarihlerinde
Incheon Kore’de geçekleşecektir. Bu toplantı, su
kirliliği, iklim değişimi ve kentsel gelişimin sonucu
olan su ile ilgili sorunlara muhtemel çözümler bulmak
için zemin oluşturacaktır. Daha fazla bilgi için: DŞST
Müdürlüğü, tel: +82-32-850-5680; fax: +82-32-850-5689;
e-posta: info@wcwf2009.org; Internet: http://www.wcwf2009.org/
8. UHHK BİLİMSEL KURULU VE 37. UHK
KONGRESİ: Bu birleşik
konferans 7-12 Eylül 2009 tarihlerinde Hiderabad
Hindistan’da yer alacaktır. Uluslararası Hidroloji
Hizmetleri Kurumu (UHHK) Bilimsel Kurulu “Su: Yaşam
Kaynakları Gerginlik Altında – Bilim Nasıl Yardım
Edebilir” temasını ele alırken Uluslararası Hidrologlar
Komitesi (UHK) “Kayasal Zeminlerde Yeraltı Su
Kaynaklarının Sürdürülebilir Gelişimi veYönetimi”
konusunu inceleyecekler. UHHK Bilimsel Kurulu ile ilgili
bilgi için: P. Rajendra Prasad, UHHK yardımcı başkanı ve
8. UHKK bilimsel kongresi toplantı düzenleyicisi, tel:
+91-891-257-5500; e-posta: ahivisakha@hotmail.com or
rpatury@yahoo.com; Internet:
http://www.appliedhydrology.org/iahs; ve UHK kongresi
ile ilgili daha fazla bilgi için: Shammy Puri, tel:
+91-40-2343-4626; fax: +91-40-2343-4651; e-posta: ShammyPuri@aol.com; Internet:
http://www.appliedhydrology.org/iahs
SU, KÜLTÜREL ÇEŞİTLİLİK VE KÜRESEL
ÇEVRESEL DEĞİŞİM: YENİ ORTAYA ÇIKAN AKIMLAR,
SÜRDÜRÜLEBİLİR GELECEKLER?: Bu konferans 1-3 Ekim 2009 tarihlerinde Kyoto Japonya’da
yer alacaktır. UNESCO Uluslararası Hidroloji Programı
İnsanlık ve Çevre Amaçlı Araştırma Enstitüsü, Japonya,
ve Birleşmiş Milletler Üniversitesi tarafından ortak
düzenlenmektedir. Daha fazla bilgi için: Lisa Hiwasaki;
e-posta: l.hiwasaki@unesco.org; Internet:
http://typo38.unesco.org/en/themes/ihp-water-society/water-and-cultural-diversity.html
15. BMİDÇS TARAFLARININ KONFERANSI VE
5. KYOTO PROTOKOLÜ TARAFLARININ TOPLANTISI: Birleşmiş Milletler İklim Değişimi Çerçeve Sözleşmesi
(BMİDÇS) COP-15 ve Kyoto Protokolü COP/MOP-5 7-18 Aralık
2009 tarihlerinde Kopenhag’da (Danimarka) yer almak
üzere planlandı. Bu toplantılar BMİDÇS’nin yan
kuruluşlarının 31inci toplantısıyla aynı tarihlerde
olacak. COP-15 ve COP/MOP-5, Bali’de Aralık 2007’de
yapılan BM İklim Değişimi Konferansı’nda anlaşmaya
varılan “Yol Haritası” altında, 2012 sonrası iklim
değişimiyle mücadele etme amaçlı bir çerçevede anlaşmayı
sonlandırmaları beklenmektedir. Daha fazla bilgi
için: BMİDÇS Müdürlüğü; tel: +49-228-815-1000; fax:
+49-228-815-1999; e-posta:
secretariat@unfccc.int;
Internet:
http://unfccc.int/meetings/unfccc_calendar/items/2655.php?year=2009
6. DÜNYA SU FORUMU: Bir sonraki Dünya Su Forumu 2012 Martında gerçekleşecektir. Daha fazla bilgi için: Dünya Su Konseyi; tel: +33-49-199-4100; fax: +33-49-199-4101; e-posta: wwc@worldwatercouncil.org; Internet: http://www.worldwatercouncil.org